Ak Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi.
Açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti'nin “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini yalnızca dış politika yaklaşımı olarak değil, tarihsel bir duruş olarak benimsediğini ifade eden Ak Parti Genel Başkanvekili Elitaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurulmasına müsaade etmeyeceğiz" sözlerini hatırlattı.
Elitaş, "Türkiye, en başından itibaren Suriye halkının artık sevinçte bile gözyaşı dökmeyecek kadar derin acılar yaşadığının bilincindedir. Bu nedenle iç savaş sonrasında elde edilecek her türlü kazanımın ancak barış, huzur, refah, kalkınma ve demokratikleşme ile anlam kazanabileceğini savunmuştur. Buna karşın bazı silahlı unsurların Suriye’ye ve Suriyelilere yeni acılar yaşatmaya yönelik girişimleri, Türkiye açısından asla kabul edilebilir değildir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, iç savaşın en başından itibaren kararlılıkla ortaya koyduğu temel ilke nettir: Bölgenin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden, teröre dayalı hiçbir yapılanmaya asla müsaade edilmeyecektir. Bu çerçevede dile getirilen, “Bedeli ne olursa olsun, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurulmasına asla izin vermeyeceğiz” iradesi, bugün gelinen noktada açık biçimde haklılığını ortaya koymuştur. Bu minvalde, Suriye’de son dönemde yaşanan ve ülkenin geleceği açısından kritik öneme sahip gelişmeler, Türkiye tarafından dikkatle ve hassasiyetle takip edilmektedir. Suriye hükümetinin, kalıcı barışı tesis etme yönünde devlet olma hakkının doğal bir yansıması olarak egemenlik yetkilerini koruma ve kullanma iradesi, Türkiye tarafından desteklenmektedir. Türkiye’nin “terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” ilkesi, yüzyılın en önemli küresel güvenlik ve barış stratejilerinden biri hâline gelmiştir. " dedi.
Suriye'de ortak vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesinin hayati bir eşik olduğunu kaydeden Mustafa Elitaş, sözlerini şöyle tamamladı; "Türkiye, bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasının, huzur ve güven ortamının tesis edilmesinin ancak terörden arındırılmış bir Suriye ile mümkün olabileceği kanaatindedir. Bu çerçevede terörsüz bölge hedefi, yalnızca güvenlik eksenli bir yaklaşım değil; Suriye toplumunun yeniden bir arada, barış içinde yaşayabilmesinin temel şartı olarak değerlendirilmektedir. Silahlı unsurların yeni ayrışmalara ve çatışmalara zemin hazırlamadan, devletin meşru yapıları içerisinde tam entegrasyonunun sağlanması, sürecin başarısı açısından kritik bir öneme sahiptir. Etnik, ideolojik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden derinleştirilen ayrışmaların yerine ortak vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesi, Suriye’nin toplumsal dokusunun yeniden inşası bakımından hayati bir eşik oluşturmaktadır. Aksi takdirde çözüm süreçlerinin kangrene dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır. Oysa zamanında ve sağlıklı biçimde gerçekleştirilecek tam entegrasyon, Suriye’nin geleceği adına önemli bir fırsat sunmaktadır. Artık Suriye için konuşulması gereken, savaş ve çatışma değil; kalkınmanın sağlanması, eğitimin yeniden ayağa kaldırılması ve toplumsal refahın artırılmasıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenlik hakkı tartışmasızdır. Ülkenin her türlü yer altı ve yer üstü kaynağını, kendi halkının refahı ve geleceğinin teminatı olacak şekilde kullanması en doğal hakkıdır. Türkiye, Suriye hükümetinin bu kaynakları tüm Suriye halkının ortak menfaatine ve geleceğine yönelik kullanma iradesini açık biçimde desteklemektedir. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız #KüreselLiderErdoğan ın sabırlı, öngörülü ve kararlı politikası bugün bölgede barışın, huzurun ve istikrarın en güçlü teminatlarından biri olarak bir kez daha haklılığını ortaya koymuştur."
Yorumlar
Kalan Karakter: