Saadet Partisi Genel Başkanı ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen Grup Toplantısı’nda konuştu.
Saadet Partisi Lideri Arıkan’ın konuşmasında öne çıkanlar:
“ADALET SARAYI DENİLEN YERLERDE “ADALET” DAĞITILMIYOR”
“Bugün; 78 insanımızın canına mal olan, elim bir facianın, Bolu Kartalkaya Otel Yangını’nın birinci yılıdır. Bu yangında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum.
Evet, bir yıl geçti… “Belediye” ve “Bakanlık” arasında karşılıklı suçlamalarla geçen bir sürecin ardından yapılan yargılamalar ve verilmeyen cezalar toplum vicdanını kanattı.
78 insanımızın hayatını kaybettiği bir faciada bile suçluyu korur, denetim yapması gerekeni kayırır ve hiçbir ceza vermezseniz bu ülkede yeni yaşanacak facialara davetiye çıkarmış olursunuz.
Soruyorum; 301 madencimizin can verdiği Soma’da hesap sorsaydınız, Çorlu Tren faciası yaşanır mıydı? Çorlu’da hesap sorsaydınız, Kartalkaya faciası yaşanır mıydı? Kartalkaya’da hesap sorsaydınız, Dilovası Parfüm Fabrikası’ndaki facia yaşanır mıydı?
Değerli arkadaşlar, yakın tarihimizin en büyük yıkıcı felaketlerinden biri olan 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılına giriyoruz. Daha dün 72 canımızı kaybettiğimiz İsias Otel davasında karar verildi.
Bu felaketlerin ardından verilen kararlar, vicdanları rahatlatmak yerine daha da yaralamıştır. Çünkü bu felaketlerin asıl sorumluları, asıl kusurluları hâlâ elini kolunu sallayarak geziyor. Çünkü “Adalet Sarayı” denilen yerlerde “adalet” dağıtılmıyor.”
‘“YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE” TALEBİNİ KARŞILAMAYAN “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ BİZİ HİÇBİR YERE GÖTÜREMEZ”’
“Bölgemizde böyle bir sürecin yaşandığı bir dönemde Türkiye’de iktidar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu askıya almayı değil, daha sıkı çalıştırmayı düşünmelidir. Basit taktiklerle günü kurtarmanın değil, stratejik düşünerek geleceği inşa etmenin peşinde olmalıdır. Yıllardır izlenen yanlış politikalar neticesinde oluşan tüm mağduriyetleri giderecek, toplumsal bağları güçlendirecek samimi adımları atmalıdır. Biz, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun seçim ve koltuk hesabıyla değil de adalet ve barış niyetiyle doğru bir şekilde çalıştırılmasının sadece ülkemizde değil, tüm bölgede barış ve kardeşlik iklimi tesis edebileceğine inanıyoruz. “Yaşanabilir Bir Türkiye” talebini karşılamayan “Terörsüz Türkiye” süreci bizi hiçbir yere götüremez. Adaleti tesis etmek ve toplumsal bir uzlaşı zemini oluşturmak; samimi olunduğunda, iyi niyet olduğunda, istek olduğunda uzadıkça uzayan bir süreç değildir. Ancak karanlık ilişkiler ve kişisel çıkarlar söz konusu olduğunda süreç sulandırılarak uzatılır. Biz Saadet Partisi olarak üzerimize düşen vazifeyi yapıyor, yeniden hatırlatıyoruz: Dayanışma ve kardeşlik sadece silahların susmasıyla değil, bu coğrafyanın her bir insanının ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal açıdan kendini tam bir iyilik halinde hissetmesiyle gerçekleşir. Kötülüğü zamana yayarak iyiliğe ulaşamazsınız.”
“BİZİM TEKLİFİMİZ MİLLETİN TALEBİDİR”
“Bölgemizde birçok önemli müzakerenin yapıldığı bir dönemde, bizim Meclisimizde de önemli bir konunun müzakeresi yapılıyor. En düşük emekli aylığının artırılmasını da içeren bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi görüşülüyor. Öncelikle bu “20 bin TL” teklifinin görüşülmesini bile kabul etmiyoruz! Bizim teklifimiz nettir: en düşük emekli aylığı, en azından asgari ücret seviyesine yükseltilmeli; prim ödemelerine göre kademeli bir oranlama yapılmalıdır. Biz bunu kanun teklifi olarak sunduk ve bu konuda başlattığımız imza kampanyamıza da milletimiz çok büyük teveccüh gösterdi. İşte önümdeki klasörlerde, 1 milyon 214 binden fazla imza ile milletimizin desteği var. Arkadaşlar, her bir klasörde 100.000’in üzerinde imza var. Bu kürsüden söyledik, Genel Kurulda milletvekillerimiz dile getirdi, bugün yine araştırma önergesi vereceğiz. Bakınız, 1 milyon 214 binden fazla imza burada hazır! Bunları sadece klasör olarak görmeyin: burada bir milletin FERYADI var! Burada kirasını ödeyemeyen Mehmet Amca’nın İSYANI var! Burada daha ucuz sebze meyve alabilmek için akşam karanlığını bekleyen Ayşe Teyze’nin HÜZNÜ var! Emekli olmasına rağmen, 65 yaşında taş ocağında çalışmak zorunda kalan, çalışırken can veren Ahmet Amca’nın AH’I var! Şimdi, Meclis bir şeye karar verecek: milyonlarca emeklinin talebi, isteği, beklentisi mi olacak, yoksa Mehmet Şimşek’in dediği mi? Bir kere de FED’in imzasına değil, milletin imzasına değer verin!”
“SAMİMİYSENİZ GELİN BU İLLETİ KÖKÜNDEN SÖKÜP ATALIM”
“Bugün karşımıza çıkan tablo, yıllardır “neyi düzeltsek” diye bakılan ama hiçbir yerinden doğru tutulmayan çarpık bir sistemin doğal sonucudur. Şimdi bu çarpık düzenin insanımızı nasıl bir uçuruma sürüklediğini konuşacağız. Son günlerde sürekli gündemde sanal bahis ve kumar meselesi var. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz hafta dedi ki: “Tüm telefonlar artık birer kumarhane olmuş.” Evet, doğrudur! Tüm telefonlar kumarhane gibi olmuş! Fakat Sayın Cumhurbaşkanının bilmediği bir şey var; kamu bankaları da bu kumarhanelerin kasası olmuş. Üç devlet bankasından örnek vereceğim; Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halk Bankası. Hepsinde “şans oyunları” işlemleri var. Bu bankaların mobil uygulamalarından çok kolay bir şekilde, gerekirse kredi çekerek bile şans oyunu işlemi yapabiliyorsunuz. Çiftçiye kredi vermesi gereken Ziraat Bankası adeta bir kumarhane haline gelmiş; istediğiniz her türlü şans oyununa Ziraat Bankası üzerinden para aktarabilirsiniz. İşte Vakıfbank; adı üzerinde vakıf, bu milletin en önemli manevi kalesi olan vakıftan bahsediyoruz. Ancak bu banka üzerinden de istediğiniz bahis sitesine para yatırabiliyorsunuz. Halk Bankası’nda da durum aynı. Sanal kumarı “toplumsal bir bela” olarak tanımlayan ve “eylem planı” hazırladıklarını açıklayan Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum; bu bankaları varlık fonuna aktarırken tek bir kararnameniz yetti, bu bankaların yönetim kurullarına çifter maaşlı yönetici atarken tek bir kararnameniz yetti. Eğer sanal bahisle, kumarla, şans oyunlarıyla mücadelede samimiyseniz; gerçekten sizin tabirinizle gençlerimizi, ailelerimizi, ülkemizi bu toplumsal beladan kurtarmak istiyorsanız buradan size çağrıda bulunuyoruz: Bu gece tek bir kararname yayınlayın ve bu rezalete son verin. Kamu bankaları dâhil, bankalar üzerinden bahis, kumar, şans oyunlarına para aktarılmasına son verin. Ziraat Bankası şans oyunlarını değil, bu ülkenin çiftçisini, üreticisini desteklemek için kurulmuştur. Halk Bankası sanal bahis lobilerini değil, esnafı, KOBİ’leri desteklemek için kurulmuştur. Hiç kimse kusura bakmasın; ilegali ocak yıkan kumarın legali de ocak yıkar. Genci intihar ettiren kumarın sanalı da intihar ettirir. Ve en önemlisi; çeteler eliyle oynatılan kumar da haramdır, vergilendirilmiş kumar da haramdır. Bir kez daha söylüyoruz; samimiyseniz gelin bu illeti kökünden söküp atalım.”















