Metin KÖSEDAĞ

BAŞKANLAR LİSTEYE GİREMEDİ...

Yerel seçimlerin üzerinden geçen bir yılın ardından, ORC Araştırma Şirketi tarafından, ‘En başarılı 10 büyükşehir belediye başkanları’ belirlendi. Araştırmada kendi illerinde başarılı bulunan ve başarı oranı yüzde 50’nin üzerinde olduğu belirtilen büyükşehir belediye başkanları sıralamaya dahil edildi. Ancak o sıralamada Kayseri yer almadı. 

Büyükşehir belediye başkanları sıralaması bir yana, ilçe belediye başkanları sıralamasında da ilk 10’a giren belediye başkanımız olamadı. 

Peki; yıllarca anketlerde üst sıralarda yer alan, belediye bültenlerinde ‘en’lerinden geçilmeyen Kayseri’ye ne oldu?

Öyle görünüyor ki, “gönül belediyeciliği” deminden öteye bir adım gidilemedi…

Ve ikinci genel kural; yaşam sadece baktığımız yerden ibaret değil, ara sıra merceği alıp olayların seyrine uzaktan bakabilmek gerçeği görmenin en basit yolu…

KORONA ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ

Bilinmeyeni çok.

Belki bir süre sonra bir kısmını öğrenebileceğiz.

Belki de bir kısmını hiçbir zaman çözemeyeceğiz ve çözemediğimiz kadarı için “komplo teorileri” üretmeye devam edeceğiz. 

Şu an yorum yapmak için erken gibi görünse de, dünya için kısa ama bizim için uzun bu zamanda çok şey öğrendik.

Her şeyden önce, teknolojiyle zamana dahi hükmettiğini düşünen insanoğlunun yeri geldiğinde ne kadar çaresiz kaldığını gördük. 

Keza devletlerin de aynı şekilde...

Birleşmiş Milletler ve NATO’dan tutun da Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası örgütlerin bir kez daha ciddi şekilde sorgulandığına tanıklık ettik. 

Dahası; dağılma söylemleri için erken olduğuna inansam da, eski cazibesini yakalamasının uzun süreceğine inandığım AB gibi ulus üstü yapılara ilişkin soru işaretleri olabileceğini gördük.

Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel güçlerin virüsle mücadeleye hazırlıksız yakalanabileceğine ve “nükleer silah sahibi olmanın her zaman üstünlük olamayacağını” anladık.  

Ülkelerin yönetim modellerine yeni bir anlayış getirmeleri gerektiğine ve yeni uluslararası örgütlere ihtiyaç duyulabileceğine tanık olduk.

Minicik bir virüsün konvansiyonel silahlardan daha güçlü olabileceğinin idrakine vardığımız gibi; aynı mini minnacık virüsün sadece sağlığımızı değil, ekonomimizi, ibadetlerimizi, hayallerimizi etkileyebileceğini, hatta dünyadaki güç dengelerini bile değiştireceğini tecrübeyle sabitledik. 

Sözün özü; ‘bize bir şey olmaz’ demenin işe yaramayacağına, sağlığın gerçekten uğruna hayatımızı harcadığımız her şeyden daha değerli olduğuna kanaat getirdik. 

Ve öğrendiklerimiz henüz bitmiş değil…

Umuyoruz ki, yeni öğreneceklerimiz bundan sonraki yaşamımızı ve yaşam algımızı olumlu yönde etkilesin…

TFF'NİN ÇARESİZLİĞİ...

Türkiye Futbol Federasyonu, liglerin 12 Haziran’da başlayacağını açıklamıştı.

Sonrasında ise “Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı ile istişare yaptıktan sonra kesinlik kazanacak” denildi.

Yani; nabza göre şerbet vermeye devam etti.

Aslında Nihat Özdemir yönetimindeki TFF ne yapacağını bilmiyor.

Bilmediği gibi de, “kriz masası”nı yönetemiyor.

En önemlisi de, “dirayetli” karar verme etkisini gösteremiyor.

Sonuçta geldiği noktada, büyük tabir edilen takımların tepkisinden çekindiği için sağlıklı bir karar veremiyor.

Oysa sporun diğer dallarında yönetimlerin verdiği kararlar ortada.

Mesela TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun, “... TBF yönetimi olarak 3 ayı kurtarayım derken yılları heba edemeyiz. Bunun için ligleri tamamen bitirdik yeni sezona hazırlanıyoruz”, şeklinde açıklaması gayet dik bir duruş sergilediğini gösteriyor. 

Futbol Federasyonu yönetiminin, “herkese yaranmak” adına çırpınması ise bir arpa boyu yol alamamasına neden oluyor. 

Genel geçer bir kural; “herkesi memnun etmeye çalışan kimseyi memnun edemediği” gibi en büyük hüsranı da kendisi yaşar…

Diğer Makaleler