Yaşar Elden

BİR TALAS DESTANI HEKİMBAŞININ HASAN (9)

  1. Hekimbaşı Hasanın Türküsü

Toros dağlarında ve yaylalarında uzun süre kalan ve yaşam mücadelesini burada sürdürürken sevdalanan Hekimbaşının Hasan, yaylalarda hayatını sürdüren Türkmenlere çok yardımı olmuştur. Ermeni çetecilerden ve haydut ahlaklı Türk eşkıyalara karşı Türkmenleri korumuş ve konar göçer Türk obaları da, Hekimbaşının gurbet acısını ve sıla  özlemini anlatan bir türkü yakmışlar (okumuşlar). Türkü “Hekimbaşının Hasan der ki…” diye başlıyor ve devam ediyormuş: 

“Hekimbaşının Hasan der ki,

Bu yıl da burada kışlarım.

Al atımı verene,

Kır atımı bağışlarım.”

 

  1. Ali Dağının Tepesindeki Dört Ağızlı Kuyu

1920’li yıllarda, Talas’ta görev yapan “Tapucu Fezo” lakaplı bir memur varmış. Talas’ın çevresindeki hazine arazilerini, verimli hale getirmek için, halka dağıtım yapılıyormuş. İçinde Tapucu Fezo’nun da bulunduğu bir arkadaş grubu, Ali Dağı’nın eteğindeki “Şahan Kaya” mevkiinde toplanmışlar ve sohbet ediyorlarmış. Aralarında Turhan Feyzioğlu’nun babası avukat Sait Azmi, Talas eşrafından Deli Zayit, Bayerlerin Dedesi ve Hekimbaşının Hasan varmış.

Sohbetin konusu tapu dağıtımına gelmiş ve Tapucu Fezo, arkadaşlarının isteklerini not ediyormuş;

  • Sait Azmi : Talas ve çevresindeki bütün su değirmenlerini istemiş.
  • Deli Zayit : Ali Dağı’nın doğu eteklerindeki Endürlük düzlüğünden, Akçakaya köyüne kadar uzanan araziyi istemiş.
  • Bayerlerin Dedesi : Cemil Baba mezarlığının etrafındaki tarlaları istemiş.
  • Hekimbaşının Hasan : Çardak başındaki bütün bağlar zaten benim, benim toprağım bana yeter. Bana Ali Dağı’nın tepesindeki dört ağızlı kuyuyu yazın, atlarımı orada sulamak istiyorum.
  1. Ermeni ve Rumların Turşu Kurarken Okudukları Temenniler

Yukarı Talas’ta önemli bir mevki olan Çardak başında iki köklü aile yaşamıştır. Bunlardan bir tanesi “Hekimbaşılar” bir diğeri de “Alaylılar (Alayılar)” aileleridir. Bu iki aile, zor bir zaman diliminde ve çok zor şartlar altında hayatlarını sürdürmek zorunda kaldıklarından mizaç, huy ve karakter bakımından biraz sert, biraz disiplinli ve biraz da kontrollü yaşamışlardır. Bu tavır ve meziyet sosyo-kültürel hayatlarına sirayet etmiştir.

Sonbaharda, turşu mevsimi geldiğinde, Ermeni ve Rum kadınlar turşu kurarken şu şekilde dua, dilek ve temenni de bulunurlarmış:

Turşumuz “Hekimbaşılar gibi keskin, Alaylılar gibi sert olsun”.

  1. Ermeni Demir Ustası Barkır

Yukarı Talas’ta taş kaplı, kıvrım kıvrım küçük sokakların her iki yanında birbirinden güzel, birbirinden ihtişamlı ve birbirini kıskandıracak şekilde muazzam evler, köşkler ve malikhaneler vardı. Erciyes Üniversitesi’ne bağlı sosyal tesislerden sağ taraftaki sokağa dönüldüğünde, karşınıza çıkan bu sıra dışı yaşam alanları arasında, altı adet dükkan vardır. Bu dükkanlar, belli bir düzen ve uyum içerisinde kesme taştan yapılmış ve kepenkli olarak kullanılan alış veriş yerleridir. Bu dükkanlarda bakkal, manifaturacı, demirci sebzeci gibi iş alanlarında, ticaret yapılıyordu.

Atilla Temuçin ilk okula gitmek için hazırlık yaptığı bir dönemde, takriben 1951 yılında, dedesi Hekimbaşının Hasan vefat etmemsinden bir yıl önce, dedesinin elinden tutmuş gidiyorlardı. Dükkanların önünden geçerken, Ermeni demirci ustası Barkır dükkanının önüne attığı sandalyede uyuyordu. Hekimbaşının Hasan uyuyan Barkır’ın tam önünde durdu, elindeki bastonunun ucuyla, Barkır’ın omzuna dokundu.

İri cüssesi ve pazıları gömleğinin kollarından taşacakmış gibi duran Barkır hemen uyandı. Baktı ki, karşısında Hekimbaşının Hasan ve torunu duruyor. Ayağa kalktı ve Hekimbaşının Hasan’ın elini öptü. 

  1. Ermeni Papazın Dileği

Talas’da yaşayan Türklerin ilk ve tek mezarlığı, Kiçiköy’de bulunan ve içinde son dönemde yaşamış gönül dostu Cemil Baba’nın mezarı ve türbesinin olduğu mezarlıktır. Bu sebeple de, buraya Cemil Baba Mezarlığı ismi verilmiştir.

1925’li yıllarda, mezarlık yeterli olmayınca, bir başka deyimle küçük gelmeye başlayınca, Talas’ın ileri gelenleri mezarlığı büyütmek için çare aramaya başlarlar. En uygun formül olarak da, mezarlığın Ali Dağı tarafına bakan, güneyindeki boş bir tarlanın, mezarlığa dahil edilmesini görürler.

Ancak, bu tarla, Talas’taki Ermeni Kilisesi’nin Papazına (Keşiş) aittir. Papazı kırmadan, incitmeden, bedelini ödemek şartıyla mezarlığa dahil etmek istediklerini, giderek anlatırlar. Papaz kabul etmez, bir daha giderler, bir daha giderler, araya Talas’tan ve Kayseri’den hatırlı insanları koyarlar. Papaz sonunda kabul eder ve tarlasını vermenin karşılığında bir şart ortaya koyar. Der ki; “Bu mezarlığa Hekimbaşı sülalesinden birsini defnetmezseniz, tarlayı veririm.” 

Diğer Makaleler