Kadir Dayıoğlu

BULUT İLE ÖRDEK

Başlığa bakıp “ne âlâka!” diyeceğinizi biliyorum. Ama biraz sabrederseniz, “âlâkasını” göreceğiz. İddia çok ciddi. Kabul edilebilir gibi değil. Doğal olarak “nereye?” sorusunu sorduruyor. 2002’de, “3Y” yani “Yasak, Yolsuzluk, Yoksulluk” ile mücadele edeceğini söyleyen AK Parti, 18 yıl sonra nereye geldi?

***

Tabii bu iddia, o mahalleyi az çok tanıdığım için beni hiç yadırgatmadı. Tam bu yazıyı yazarken, AK Parti Grup Başkan Vekili; “Ben, Tayyip Erdoğan’sız bir HİÇ’im!” dedi… Daha önceleri de Bakan Bekir Bozdağ AK Parti için, “Erdoğan’ın partisi!” demişti. Tabii; Tayyip Bey için bir AK Parti milletvekilinin; “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan!” dediğini de unutmadık.

***

İddia şu. Yazıyı kaleme aldığım ana kadar da bir açıklama gelmedi: “soL’un haberine göre, Afyon'da tekel bayisi açmak isteyen sekiz esnaf ilginç bir engellemeyle karşı karşıya kaldı. Tekel bayisi açmak için istenen tüm hazırlıkları yapan, zabıta kontrolleri sırasında da onay alan sekiz esnaf, uzun süre bekletildikten sonra belediyeden ret yanıtı aldı.

 

Bunun üzerine AKP'li Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek ile görüşen bir esnafa; ‘Ben buna imza atamam, bu vebaldir. Adam senden alkol alır, gider kaza yapar, ben bunun vebaline giremem’ yanıtı verdi”.(ODA TV)

***

Aslında yapılacak şey çok basit, Tek tek bayilerle uğraşılacağına üretmek, satmak, tüketmek, özendirmek yasaktır, diye bir yasa çıkartılır, olur biter.

***

O nedenle, AKP'li başkanı kutluyorum. Doğrusunu yapmış. Ama olayı “trafik kazası” ile değil de “inancımın gereği” diyerek temellendirseymiş, bana göre daha da doğru olurdu.

***

Başkanın kullandığı mantığı mesela kadının sokağa çıkmaması gerektiğine de uygulayabiliriz. Öyle ya, sokağa çıkan kadın, erkekleri tahrik edebilir o nedenle sokağa çıkmamaları gerekir.

 

Mesela; "Hava bulutlu!" demeyi de yasaklayalım. Zira; birisi yüzüne, "hava bulutlu!" diyorsa mutlaka sana "ördek!" diyordur. “Ne alaka?”, diyeceksiniz. Bakın, nasıl “alaka!”

 

Adamın biri muhatabına “hava bulutlu!” demiş. Muhatap da “vay bana ördek dedin!” diyerek tokat aşk etmiş. Bunu tanık olan üçüncü şahıs sormuş: “Ne diye adama tokat attın. Bir şey demedi ki. Sadece ‘hava bulutlu’dedi.

 

Bunun üzerine neden vurduğunu anlattı: “Bak, hava bulutlu mu yağmur ihtimali çok fazla. Yağınca da yollarda sular birikir. Birike birike gölet oluşur. Bunu gören ördekler de yüzmeye başlar göletlerde! Anladın mı şimdi bana nasıl ‘ördek’dediğini.”

 

Mesela belediyede asla ve asla kadın çalıştırmam… Zira, ne olur ne olmaz? Öyle ya, kadının yeri, evi… Eeee… Böyle demiyor mu, “ekser ulema!”

 

Haberi, “facebook”umda okuyan Şafak Hanım (Çivici) şu notu göndermiş: “Araç da satmayalım, Allah korusun kaza yapar... Balık da satmayalım, ya kılçık boğazımıza kaçarsa ???”

 

Şafak Hanımınuyarısından mülhem; Ben Başkanın yerinde olayım; balıkçılara da ruhsat vermem. Öyle ya, ne olur ne olmaz? Bir de bakmışsınız ahalinin boğazına kılçık kaçmış.

 

Tabii, asansör ruhsatı da vermemeli belediyeler. Ya, halatı koparsa. Mesela, doğal gaz da çok tehlikeli. Ya patlarsa. O nedenle asansörlü, doğal gazlı bina projelerini onaylamamak doğru olan…

 

Hele hele elektriği hiç bastırmamak gerekir. Her an insanları, hayvanları çarpabilir. Mesela çok tehlikeli bir şey daha var. Apartmanlarda ses izolasyonu olmadığından bir daire de olup biteni diğerinden rahat dinleyebilirsiniz. Tabii, bu şekilde “mahrem” ile ilgili bilgi sahibi olmak da söz konusu. O nedenle apartmanlara izin vermemek; tek katlı binaları da ses duyum mesafesinin dışına çıkartmak gerekir.

 

Yasakları uzatabilirsiniz…

Diğer Makaleler