Kadir Dayıoğlu

GAZETECİ DOSTLARIM

Gazetecideğilim… Desem mesleğin emekçilerine saygısızlık olur. Ama tam yirmi altı yıldır, hem de her gün aralarındayım. Amatörce köşe yazıyorum. Beni de bu havuza dostum, arkadaşım Mustafa Yeğenağa itti. Sahibi olduğu Kayseri Anadolu Haber’de “merhaba” dedik okurlarla… Hâlâ diyoruz… İyi diyoruz, kötü diyoruz ama diyoruz.

***

İstanbul’da, talebeliğimde, 1960’larda, merhum Nurettin Topçu Hocamızın, “Fikir ve Sanatta Hareket Dergisine” gidip gelmemi saymazsanız, 1972’de Elektrik Şirketi’ne girdiğim andan itibaren, görevimiz gereği, Kayseri’de,  yayınca/gazeteci dostlarımla şu ya da bu biçimde beraber oldum. Olmaya da devam ediyorum…

Mesela baba dostu, merhum Mustafa Abi (Gümüşkaynak) ile sık sık görüşürdük, gazete idarehanesi, Derdalan ve Papaz Hacı’nın yerinde. Tabii, o günlerden merhum Mahmut Abi (Sabah) sık sık olmasa bile görüştüğümüz birisi idi… Çok nazik insandı. Nerede görse; “Kadir Beyciğim…” hitabı ile başlardı…

***

Başta; 1960’lardan kadim dostum Hasan Sami Bolak ve Ahmet Kaplan olmak üzere, bunlarla birlikte yeni yeni gazeteciliğe başlayan arkadaşlarımız da vardı. 1970’lerde Oktay Ensari, Üstün Tuncer, Mehmet Kiracıoğlu, Eflatun Aksoy, Recep Bulut, Mehmet Kocakahyaoğlu, Mehmet Aydoğan, Murat Taşkın, Hüsamettin Urfalıer, Ahmet Zorlu, Mehmet Uzel, Şemsettin Çetinsöz, Rifat Açıkgöz, Salih Balcı, Ahmet Çınar, Ali Ceran, Ahmet Mülayım anımsayabildiklerim. Veli Altınkayaların kuşağı, 1980 sonrası…

***

Mesela 1970’lerden tanıdığım Ensari, emekli olana kadar “sahadan” ayrılmayan bir arkadaşımız; fotoğraf makinesi ve mikrofonu ile her olayda görürdünüz… Hürriyet (DHA) gibi bir gazetenin Kayseri muhabiri, sonra temsilcisi olmak herkesin hayal ettiği bir pozisyondu… Aslında Kayseri, 1970’lede, yerel basın bağlamında çok canlı idi.

***

Oktay, emekli oldu ama gazeteciliği bırakmadı. Şimdi, çok geçerli olan internet gazeteciliği yapıyor.  Sitesi de Kayseri Telgraf (www.kayseritelgraf.com). Kayseri ile ilgili özellikle siyasi kulis bilgilerini almak isteyenlere tavsiye ederim.

***

Hisarcık’tayım… Güz kendisini gösterdi… Yavaş yavaş göçe hazırlanıyoruz. Artık, “yaylaktan” “kışlağa” geçeceğiz. Bağda olunca iş ve güç de olmayınca sürekli internete giriyorum. İnanın vakit bulabilirsem kitap okuyorum. Günlük yazılarımı gönderiyorum. Zaten bahçenin işleri de ayağımıza “kelepçe” oldu, bir yere “gıvışlatmıyor!”

***

Bu arada girdiğim sitelerden birisi de Ensari’nin sitesi. Olup bitenleri buradan takibe çalışırım. Geçenlerde Şükrü Karatepe Hocamızın “Mega Projeler” (28 Şubat 2019) başlıklı yazısını okudum. Yeni dönemde, başkanlara rehber olabilir umuduyla köşeme aldım.

Gerçi;  “Güle gûş ettiremez yok yere bülbül inler/ Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler” (Karamanlı Kâmi) diyeceksiniz, biliyorum ama tekrarda yarar var. Öyle ya; eskiler “et tekrar u ahsen velevkâne yüz seksen!”, demişler.

Mega Projeler

Seçim sürecinde belediye başkan adayları, Kayseri için yapmayı vadettikleri mega projelerini açıklıyorlar. Dikkatle izliyorum, proje deyince adayların aklına öncelikle inşaat yapmak geliyor. Oysa yaşanan son ekonomik krizin ana sebeplerinden birinin kamu gelirlerinin inşaata harcanması olduğu biliniyor.

Türkiye’nin bütün şehirleri gibi Kayseri de inşaat yorgunu. Tecrübeli başkan adayları, artık şehirciliğin sadece inşaat yapmaktan ibaret olmadığını anlamalı. Dünyanın önde gelen büyük şehirlerinde artık inşaat yapmak eskisi kadar takdir görmüyor.

Hatta tarihi öneme sahip şehirlerin merkezi semtlerinde inşaat tahribat sayılıyor. Amerika, Japonya, Kore şehir içinde bir dönemde yapılan viyadük ve battı çıktıları yıkarak araç trafiğini yeraltına alıyorlar. Tarih ve kültür değeri taşıyan yerlerde zorunlu olan metro inşaatları, yüzeye zarar vermeden, binaların altından kazılıyor.

Şehirciliğin her dönemde geçerli olan evrensel ilkeleri açısında bakılınca, Kayseri’nin ihtiyaç duyduğu önemli mega projeler bana göre şöyle sıralanabilir:

1. Mevcut raylı sistemin kent merkezinden geçen bölümünün yeraltına alınması. Bu yatırım, şimdi olmasa bile gelecekte mutlaka gerçekleşeceği için plan ve programlar ona göre yapılmalı.

2. Büyük bulvarlar üzerinde yapılan ve şehri izole bölümlere ayıran viyadükler yıkılmalı. Benzerlerine ancak çevre yollarında rastlanan çirkin viyadükler, araç trafiğini çözmediği gibi, yayaların şehir içindeki dolaşımını da engellemektedir. Şehri çirkinleştiren ve kapalı bölgelere ayıran viyadükler Amerika, Japonya ve Kore’de olduğu gibi gelecekte mutlaka tıkılacaktır.

3. Hava İkmal Merkezi arazisi Millet Bahçesi yapılmalı. Yarıya yakını zaten ağaçlandırılmış olan Millet Bahçesi içinde, bölgenin trafik yükünü artıracak her türlü tesis ve bina yapımından kaçınılmalı.

4. Kayseri Kent Merkezi, tarihi Kapalı Çarşı da dâhil, estetik yönden çirkin ve bakımsız görünmektedir. Mevcut bütün çarşı, sokak, cadde, meydan ve parklar görüntü kirliliğinden temizlenerek estetik görünüm kazandırılmalıdır.

***

Not: Cuma yazımda, Talas Amerikan Koleji’nin kim tarafından ve hangi amaçla kullandığını sormuştum. Yanıt, aynı gün, Büyükşehir ile ilgili konularda çok duyarlı, bir cümleyi dahi atlamayan, Büyükşehir Basın Yayın Müdürü İbrahim Özçekiç dostumuzdan geldi. Önce Başkanımız Memduh Büyükkılıç’ın selamlarını iletti ve Kolej hakkında bilgi verdi.

Kolej, Büyükşehre bağlı KAYMEK tarafından işletiliyormuş. Burada, hiçbir ayrım yapmadan, okullarında başarılı olan öğrencilere “kurs” vs. veriliyormuş. Duyarlıklarından dolayı Büyükkılıç’a teşekkür ederim.

Diğer Makaleler