Oktay Ensari

KAYSERİSPOR NASIL KURTULUR?

Genç kuşak pek bilmez ama, ‘’Asiye nasıl kurtulur?’’ yazar Vasıf Öngören'in 1970'lerin başında kaleme aldığı epik bir tiyatro oyunudur… Oyunun yazıldığı dönem, ‘‘Asiye'nin kurtulma öyküsü’’ topluma önerilen değişim modelleri ile yakından ilgilidir... Bizim ve önceki yaş kuşağındakiler için çözüm bulunamaz, içinden çıkılamaz durumlarda kullanılan bir repliktir…


Kayserispor’un şu anda içinde bulunduğu bire bir durum  bana ‘’Asiye nasıl kurtulur’’ repliğini ‘’ Kayserispor nasıl kurtulur ?’’ değişimini çağrıştırdı. Eve girerken apartman girişinde komşular, ofisimin bulunduğu işhanı sakinleri, alışveriş yaptığım esnaf, bu kadar çok bilmiş,allame olmuş, patronları nedeniyle taraf olmuş,  medya bilmişleri içinde benim gibi bir şeyden anlamayan, düz bir adama Kayserispor’u soruyor. Kimi gerçekten merakından soruyor, kimi kendisindeki bilgiyi teyit anlamında soruyor, ilginç iddialarda bulunuyor, kimi dedikodu için ,ağzımızdan laf almak istiyor, kimi çorbaya sinek düşmüş Kayserispor menüsünde benim kimden yana taraf olduğumu anlamaya çalışıyor. Anlayacağınız, tam bir Asiye nasıl kurtulur vaziyeti…


Kayserispor için gazeteciliğe başladığım 1970’li yıllarda ‘’ asansör takım ‘’ve ‘’dipsiz kuyu ‘’nitelendirilmesi yapılırdı… Kayseri yıllar yılıdır spora sıcak bakmadı. Spor’un kente sağladığı marka değerinin, iç turizminin, binlerce insanın açık havada deşarj oluşunu anlamadı, anlayamadı… Buna hesapsız kitapsız harcamalar, profesyonel takımı amatör kafayla yönetme anlayışı, hiç istenmeyecek , ödenmeyecek gibi kesilen , imzalanan çekler, senetler, vergi ve sgk borçları, ötelenmiş eski futbolcu, teknik adam, menajer ve yönetici alacakları, temlikler derken, deniz bitti, kara gözüktü… Türk futbolunun içindeki  kulüplerin yüzde 90’nın durumu bu…’’Elin gavuruna dünya bir para vermeyelim , öze dönelim yerli ve milli  Kayseri’nin bebelerini oynatalım’’ diyenler, ne bu çocuklara sahip çıktılar ne tribünde sabırla tahammül ettiler,’’Ev danasından öküz  olmaz’’ deyip,sahiplenmediler. Kayserispor’a alt yapı oluşturabilecek takımlardan önce Elektrikspor’un kapısına kilit  vuruldu, sonra bu şehre iki takım fazla deyip,işi yilli- köylü diyecek kadar ileri götürüp,Hacılar’ın bağrından çıkmış  Erciyesspor’u yediler. Hatta, tüm borçları Erciyesspor’a yıkıp, Türk futbol tarihinde görülmemiş bir hülle yöntemiyle mavi-siyahlı kulübü, sarı-kırmızılı Kayserispor yaptık…Say say bitmez…
Şu aşamada çözüm mü soruyorsunuz, söyleyeyim; Amma sakın ola gülmeyin, bu satırları yazarken ne kimseyi hedef aldım ne de ateşim yükseldi,nabzım yüksek atıyor. Kafama da saksı düşmedi. Buyurun,  okuyun:


Borç, borç, borç. Sıcak para, yeniden yapılandırma, futbolculara verilecek transfer taksitleri, prim, maaş, acil para gerekliliği de zaman harcanmaksızın çözüm bekliyor…  Müstehzi  biçimde, bıyık altından gülümsediğinizi görür gibiyim ama çözümümü yazayım da günah benden gitsin. Şehrin “sahıplarına”,yönetenlerine arz  ederim.


1) Sürekli yakındığınız, yönetememekten  siyasi ayrılıklara kadar uzanan tartışmalara yol açan  1966 yılında  şehir adına sorumluluk hissedip, bin bir emekle  kurulan bu Kayserispor’u hemen fesih edin.  Futbolcuları devre arasında satın, bonservis bedellerinden alacaklarından kurtulun.


2) Karpuzatan’daki  Kayserispor tesislerinin yeni tesislerini otel veya turistik tesis yapıp, kiraya verin veya satın. Böylece önemli bir gelir elde edilir. Borçlar ödenir. Kayserispor tesislerini Millet bahçesi yapın. Eski tesisleri okula dönüştürün. Tesislerin  4 bir yanını imara açıp, TOKİ aracılığıyla binalar dikip, gelir sağlayın. Böylece Kayserispor’un ne borcu ne harcı kalır.


3) Kadir Has Stadının yerini de imara açıp, müteahhitlere konut yapımı için açın.


4) 8 bin 500 kişilik Kadir Has Spor Salonunu da Kocasinan’daki yeni oluşan imar alanlarının durumunu göz önüne alarak bölge camisine  veya  kapalı fuar alanına dönüştürün, inanılmaz gelir elde edersiniz.


5)  Sümer, Argıncık, OSB  stadlarını da aynı mantıkla imara açıp, konut alanı ilan edin. Böylece belediyelerin kasaları parayla dolar.


6) Dedim ya  spor , özellikle futbol bizim neyimize… Amatör takımlarımızı semt sahalarında izleriz. Süper lig, 1.lig maçlarınıda televizyondan izler veya çevremizdeki Sivas’a, Gaziantep’e, Malatya’ya veya Konya’ya gider Süper lig maçı seyredeniz. Hem böylece Sivas’ın köftesinden, Gaziantep’in baklavasından, Malatya’nın kaysısından, Konya’nın fırın kebabından yeriz. İç turizmde neymiş…Kayserispor’un maçları için gelenler varsın sucuk-pastırma almasın, otelde kalmasın,uçağa, otobüse, taksiye binmesin, lokantalarımıza gitmesin çok mu önemli ? Kayserispor’da neymiş…Yorgan gider, kavga biter… Siyasiler arasında, medya arasında çekişme olmaz. Kayseri’nin futbola olan kaynakları başka alanlarda değerlenir.


Önerilerim nasıl ama… Haydi, nimet yerine külfet olarak gördüğümüz Kayserispor’dan bir an önce kurtulalım… Bu şehrin sporla, iç turizmle, marka değeri olan Kayserispor’la ne işi var? Salt ticaret yapalım, para kazanalım, dedikodu yapalım…

Diğer Makaleler