Kadir DAYIOĞLU

KİLCİ'NİN CENAZESİ

Değerli Başkanım, H. Ali Kilci’nin cenazesine katılamadım; korona korkusundan. Öyle ya, yaşımız, riskli yaşlar arasında sayılıyor. Basından gördüm, “korona” sıkıntısına rağmen iyi bir cemaati vardı. Özhaseki, Büyükkılıç, MHP Milletvekilleri oradaydı. Nursaçan Hocamız da…

Bağ evinden dışarı pek adım atmıyorum. Oya çok isterdim cenazesine katılmayı. Ama nasip değilmiş. Uzaktan bir Fatiha gönderdim, rahmet diledim, o kadar.

Mücadele dolu bir hayat, Hacılar’da, 2-3 metrekarelik bir mekanda noktalandı... Hastaydı… Hastalığı cezaevinden sonra daha da artmıştı. İki aya yakın hastanede, yoğun bakım şartlarında yattı. Vade doldu, terki hayat etti…

***

Öyle ya, hepimizi gideceği yer, iki metre kefen bezi ile, orası… Zengin de, fakir de aynı mekanı paylaşacak. Sadece fark, mezarlarının dış görünüşünde. Mezarların içerisinde, kasa falan yok ki bir şeyler götüresin. O nedenle derler; “kefenin cebi yok ki, koyasın!”

Başkanın mezarı nasıl bilmem? Ama hayatında hep mütevazı idi…  Geniş bir muhiti vardı… Ülkücüydü… Kısa bir süre de olsa, MHP Kayseri Milletvekilliği yaptı. Tanışıklığımız, çok eskilere; Kayserispor’da yönetici olduğum yıllara dayanırdı. ANAP zamanında daha da yakınlaştık.

Derken, Sanayi Odası’na Başkan danışmanı oldum. Dokuz yıl bu görevde bulundum. Sonunda, başkan değişti, bir yıl sonra da “kovuldum!”. Hikaye uzun, yeri değil anlatmanın… Neticede Kilci, bana, bir anlamda, “iadeyi itibarda” bulundu, Ticaret Odası’na davet etti…

***

Tabii, bu vesile ile, girişime, destek veren dönemin genel sekreteri Murat Yerlikhan ile, KTO Başkan Yardımcısı Asaf Mehmetbeyoğlu’nun kadirbilirliklerini unutamam…

***

Mustafa Çaparile birlikte gitmeye hazırlanmış hatta şahsi eşyalarımı arabamın bagajına koymuştum bile… Çapar’ın da kazanma şansı neredeyse hiç yoktu. Zira, yalnız kalmış… Kendisi de iyice hissediyordu ama çıkmıştı, bir kez yola..

***

AK Parti, belediyeler, “Cemaat/Fetö”, yerel basının önemli bir kısmı, Boydak Holding, Kayseri OSB, GESİAD, MÜSİAD vd. var güçleri ile çalışıyordu Mustafa Boydak için…

***

Eğri oturup doğru konuşacağız. O yıllarda, AK Parti ile “Cemaat/Fetö” canciğer kuzu sarması gibiydi. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu. Bütün seçimlere birlikte giriyorlardı… Nitekim, Kayseri OSB ile kaleleri düşürme başladı… Sıra, Sanayi Odası’na gelmişti.

***

Oda seçiminden üç gün kadar önce, toparlandığımı haber alan Mehmet Yılmaz (Alp Reklam) ve Nusret Binbaşı beni aradı; “sakın ola ayrılma, başkan Boydak seninle çalışacak!”, dediler… Yılmaz ile “binbaşımın” bana karşı özel bir yakınlıkları vardı… Yoksa, “cemaate”, “AK Parti’ye” yakın olduğumdan, dışarı “bilgi sızdırdığımdan” falan değildi. Sanırım, Boydak’ı da bunlar ikna etmişti… Neyse…

***

Sonuçta, ezici bir siyasal ve ekonomik pres karşısında Çapar kaybetti, Boydak kazandı… Nitekim bir süre, arabamın bagajını boşaltmadım… Ne olur, ne olmaz, diye. Aradan bir yıl geçti, “yol gösterdiler!”

***

Şunu söylemek boynumun borcu… Ayrılışımda ne yönetimin ve ne de Boydak’ın arzu ve isteği oldu. Buna asla ihtimal vermiyorum… Özellikle Mustafa Bey, müthiş baskı altındaydı. Gelen ihbar mektuplarını bana gösterirdi. Hamdolsun, hiçbiri yüz kızartıcı değildi… Özü şuydu; “bizim adamımız değil, Çapar’ın adamı, daha ne kadar tutacaksın!”

***

İşte böyle bir durumda, Kilci yani Kayseri Ticaret Odası bana kapısını açtı… O nedenle medyunu şükran olduğumu belirttim merhum Kilci’nin şahsında KTO’ya…

İlk işim; “Edison Bilseydi!” isimli bir AB Projesi’nde koordinatörlüğü… O bitince, Başkan danışmanlığı… Derken bu süreç, de üç-dört yıl kadar sürdü…

***

Tabii, AK Parti ve “cemaat/fetö” tek tek kaleleri düşürüyorlardı. Ama buna tek direnebilen, Kayseri Ticaret Odası idi… Bunda Kilci’nin şahsi direnç ve mücadelesi önemli rol oynuyordu…

Gördüler ki, Kilci’yi seçimle götürmeyecekler, bir “kumpas” ile götürmek daha uygun olacaktı. Nitekim öyle de oldu, “Şeker dosyasına” dahil edildi, soluğu Sincan Cezaevi’nde aldı…

***

Ben, görevime devam ettim. İlk duruşmada, “tutukluluğuna devam” kararı çıktı, ben de ayrıldım KTO’dan… Birkaç ay sonra da Oda’ya müfettiş geldi. Her şeyi didik didik etti… Sonuçta, yöneticiler mahkemeye verildi. Sonuç ne oldu bilmiyorum…

***

Bildiğim şu: Kilci’ye mağlup olan ”AK Parti-Cemaat/fetö)” destekli ekip Ticaret Odası’na geldi… Geldikleri günün ertesinde bu sefer de bunlar birbirlerine düşmeye başladı… Mahmut Hiçyılmaz yalnız kaldı, “cemaatçiler” çekti gitti…

O da “FETÖ operasyonundan” nasibini aldı… Bir müddet de içeride kaldı. Daha önce de Mustafa Boydak, yine “operasyon” nedeniyle, Sanayi Odası’ndan gitmişti.Yani, tabiri caizse, “devrim çocuklarını!” yedi…

***

Peki, KTO operasyonun yapan kimdi? Sadece “Fetö/cemaat” mi idi? Vedat Ali Özışık biraz aralamış kapıyı ama o kadar… Muhtemelen o isimleri biliyor ama zamanın ve zeminin uygunsuzluğu nedeniyle isim vermemiş, belli ki. Haklı da olabilir… Bunu da değerli dostumuz Recep Bulut köşesine taşımış…

***

Gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu var. Elbette bir gün; Ticaret Odası operasyonu gibi, Kayseri’de,  “AK Parti-cemaat/fetö” yakınlaşması, işbirliği de ortaya çıkacak. Unutmayın, meslek odaları, üye bulamazken, “Cemaat/Fetö” yanlısı GESİAD’ın üye sayısı, bir ara bin beş yüze  yaklaşmıştı…

***

 “Bir varmış bir yokmuş”; “İşte geldik gidiyoruz, şen olası Halep şehri!”

Başkanım Kilci’ye rahmet, ailesine sabır ve yakınlarına başsağlığı diliyorum…

Diğer Makaleler