OKUL ZİLİ ÇALIYOR

Bugünlerde çocuğu olan her evde olağanüstü bir telaş var. Yaz tatili bitti ve çocuklar okula başlıyor. Kıyafetler, kitaplar, çantalar, kırtasiye malzemeleri pahallığa rağmen alınıyor. Bu telaş geleceğimiz olan çocuklarımız için. Peki çocuklarımızı neler bekliyor? Anne, baba birlikte elinden geleni yapıyorlar ama çocuklarını gönderecekleri okullar (eğitim kurumları) ne halde, 2019-2020 Eğitim Öğretim yılına hazır mı? Çocuklarımızı bu süreçte ne bekliyor, her dersin öğretmeni var mı? Fiziki koşullar müsait mi?

Eğitim sistemimizde iki tip kurum da hizmet veriliyor: Biri devlet okulları, diğeri ise özel okullar. Devlet okullarında yaşanacak sıkıntıları ve eksiklikleri yazmaya kalksak çok yer tutar. Ancak bir hakkı da verelim çok sağlıklı ve başarılı okullarda yok değil. Ben geneline bakarak sıkıntılar var, dedim.

Değinmek istediğim bugün ülkemizdeki öğrencilerin %8,5’i özel okullarda eğitim almaktaydı. Belki bu yıl Temel Liselerin okula dönüşmesiyle bu oran biraz artabilir. Peki özel okullar eğitim sistemimize ne katıyor? Yıllarca özel okulların artmasını ve devletin üzerinden belli yüklerin alınmasını savunduk. Bir başka hedef de özel okulların öğrencilerine sağlayacağı daha iyi imkanlardı. İstendi ki ülkemizde ekonomik durumu iyi olan veliler, çocuklarını özel okullara yollasın; devlet de onlardan kalan artı değerle diğer imkanı olmayan çocuklarımıza anayasal bir hak olan eğitim hakkını iyi şekilde verebilsin. Belki de cümlenin gidişinden bir kuşkuya düştünüz, bu düşünce ve derece gerçekleşiyor diye. Evet haklısınız. Biz her şeyi iyi düşünen ancak uygulamada hep yanlışlara yönelen bir miletiz. Daha önce belirttiğim özel okul oranımız %8,5-9 olabilir diye. Bu ilerleme gerçekten sağlıklı mı oldu, yoksa aksayan yanları var mı?

Şunu belirtmek isterim ki özel okul işletmeciliği tamamen bir ticari zihniyetle yapılacak bir iş değil. Bir taraftan devletin ahlakını ve çocuklara bakışını üstleneceksiniz, ülkemizin geleceğine yön verecek insanları yetiştirmeye aday olacaksınız ve bu nedenle ticaret neredeyse en son hedefiniz olacaktır. Bu bakış açısıyla çok onurlu, mesuliyetli ve prestijli bir işletme sahibi olarak sistemin içinde yer alacaksınız. Peki bazı yazdıklarıma bakarak özel okul işletmeciliğinde neredeyiz?

Özel okul işletmeciliğini de ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi şahıs (patron) okulları, diğeri vakıf okullarıdır. Patron okullarında okulun hedefi, uygulamaları, politikası patron tarafından belirlenir. Tabi ki tüm özel okullar İlçe Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ruhsat alarak açılabilir. Ancak insiyatifler, kaçamaklar ve farklı hedefler zayıf noktalardır.

Vakıf okullarında ise vakfın kuruluş hedefleri doğrultusunda okulların politikası belirlenir. Doğaldır ki vakıfların hedefleri de T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hedefleri doğrultusunda olmalıdır. Bunu doğru götüren vakıflar olduğu gibi çeşitli siyaset, dini gruplar, tarikatlar işin içinde ise hedeflerde sapmalar olmaktadır. Ülkemiz böyle bir vakıf okullarıyla büyük bir darbenin eşiğinden dönmüştür.

Bakanlığın denetimleri aslında önemlidir. Ancak ülkemiz de bu konuda bakanlığımız iyi sınav verememiş, tolerans gösterdiği dershaneler ve özel okullarda ülkeye ihanet edebilecek gençler yetiştirmiştir. Bu tehlike bence hala geçmemiştir. Bu nedenle bu tür okulların iyi denetlenmesi gerekmektedir.

Patron okullarında ise gerçekten çok başarılı ve sisteme uyan dünya standardını yakalayan okullarımız olduğu gibi sıkıntılı okullar da mevcuttur. Bu her ticari kuruluşta görülen erozyondur ama burada zarar gören önce öğrenciler ve öğretmenlerdir.

Özel okul açılmasında şehirlerde genellikle hiçbir fizibilite yapılmadan bir sürü sermaye konarak okullaşma oluyor. Bu bizim şehrimizde de böyle oldu. Birden Kayseri’ye hücum etti. Oysa Kayseri bu kadar özel okulu kaldıracak bir kapasitede değildi. Zincir okullar bir yerde kar edip bir yerde zarar ederek kendini ayakta tutabilirler. Ancak öyle değil. Bir ilde markalaşmış bir okul diğer illerde aynı başarıyı yakalamayabilirler. Ama onlar genel öğrenci toplamına bakarlar. Başarıyı da her ildeki okulları başarılı gibi lanse ederler. Zincir okulların bir başka açmazı da sık sık el değiştirmeleridir. Zaten belli bir öğrenci sayısı yakalanınca uluslararası fonlara pazarlanabilirler. Tabi hepsi için bunu söylemek haksızlık gibi gözükse de çoğunluğu böyledir. Yaşayarak görüyoruz.

Eğitimde birçok model uygulanmaktadır. Ben binlerce seminer, konferans izledim. Sonuçta bakıyorum tüm eğitim yazarı, çizeri geçmiş çağda tespit edilmiş ve onları revize edip bugüne adapte edilen yöntemleri anlatıyorlar. 18. ve 19. yüzyılda yapılan uygulamalar günümüzde yine o felsefeden yaralanarak bir eğitim modeli geliştiren Finlandiya eğitim modeli popüler. Birçok ülkenin kendi geleneksel eğitim yöntemleri var. Bizde de en iyi model Köy Enstitüleri idi.

Bu kadar okul ve özel okul anlattıktan sonra veliler ne yapsın sorusu akla geliyor. Devletin okuluna giderek çocuklar için söylenecek pek bir şey yok, zira seçenek yok. Başarılı öğrenciler Fen Lisesi ve Anadolu Liselerine diğerleri ikamete dayalı okullara gitmek zorunda.

Özel okul seçerken nelere dikkat etmeli? Tabi ki güzel şahşahalı binalar velileri de çocukları da cezbediyor. Ancak işletme zihniyetini öğretmen kalitesinin en ön planda tutması gerekir. Gerçi sınava dayalı bir ülkede okul seçerken de çelişkiler velilerin kafasını karıştırıyorsa da en çok test çözen, en çok kurs yapan okul en başarılı okul değildir. Çünkü biz dünya ile rekabet edecek öğrenciler yetiştirmek zorundayız. Test ve sınavların dışında çocuklarımıza birçok özellikler kazandırmalıyız. Kişilik gelişmesi, özgüven, entelektüel bilgi birikimi, sanat, güzel davranışlar, geleneklerimiz vs gibi. İşte bu kadar sınav ve test stresi içerisinde hem veliler hem de okullar bu özellikleri gözden  kaçırıyorlar. Belki başarılı birkaç öğrenci çıkarabiliyorlar ve onunla övünüyorlardır ama çocukların çoğunun çocukluğunu da ellerinden alıyorlar. Bu konuda okulların vebali olduğu kadar velilerinin de vebalinin olduğunu unutmamak gerekir. Prensipli çalışma geliştirmiş her çocuk karakterine uygun bir meslek edinir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Zaten teknoloji bağımlılığı insan ilişkisini ortadan kaldırırken bir taraftan da çocukları test bağımlısı yapmanın bir anlamı olmadığı kanaatindeyim.

Değerli veliler, okullar başlarken kaleme aldığım bu yazı belki biraz geç ama çocuğunuza okul ararken birkaç satır önce yazdığım özellikleri gözönünde tutan, öğretmenine dolgun ve zamanında maaş ödeyebilen, ticari gayesini ön planda tutmayan ve T.C. Milli Eğitim Bakanlığı hedefleri doğrultusunda çalışan okullar tercihiniz olsun. Çünkü çocuğunuz sizin için önemli ama ülkemizin geleceği için daha önemlidir. Başarılı ve verimli bir yıl geçirmek dileği ile.

 

      Kemal NAKİPOĞLU

Türkiye Özel Okullar Derneği

    Hassasiyet Divanı Üyesi

Diğer Makaleler