Kadir DAYIOĞLU

ORGANİK ÜRÜNLER VE KÖY KAHVALTISI

Bilen de bilmeyen de muhterem ahaliyi televizyonlarda korkutunca; “şuna dokunun, buna dokunmayın”, “şu yiyin, bunu yemeyin”, “organik ürünler tüketin!” deyince, doğal olarak da “organik ürün pazarı” ve “köy kahvaltısı” veren sektör oluştu. Tabii, bu kervana Kayseri Büyükşehir Belediyesi de katıldı…

***

Girişimciyi; “boşluğu gören!” olarak tanımlıyorlar. Ya da “aptalların cebindeki parayı, ceplerinde bırakmayacak kadar aptal olmayan adam” diye tanımlayanlar da var…

***

Doktorun biri çıkıyor televizyonlara zeytin aşağı, zeytin yukarı anlatılar zeytinin faziletlerini… Zeytinden başka bir şey yemememizi tavsiye ediyor… Sonra öğrendik ki, doktorun zeytinliği varmış, Ayvalık’ta… Dikkat ederseniz, zeytin muhabbetinden sonra, fırladı fiyatları.

***

Haber şu: “Kayseri Büyükşehir Belediyesi, tamamen doğal ürünlerin yetişmesi ve Kayserililerin hizmetine sunulması için Türkiye’de ilk ve tek olan projelerinden Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı’nın kapılarını açtı. Buna göre Kayseri’de her çarşamba ve cumartesi günleri organik günler olacak.”

Muhterem ahaliden beklemem ama Büyükşehrin yetkililerinden bir ricam var: “Organik ve doğal ürün nedir?” Yiyecek bağlamında, “organik ve doğal” olmayan ürün var mı? “Organik ve doğal” deyince neyi anlamalıyız?

***

Benim kimyadan öğrendiğim şuydu: Organik maddeler yandı mı karbondioksit ve, su açığa çıkartır. O nedenle, “organik kimyanın” bir adı da “karbon kimyası”.

***

Yani, “serada” üretilen domates, biber, patlıcan, fasulye, hıyar vd. “organik” değil mi? İnanın aklım karıştı? Bunlar yanınca karbondioksit ve su açığa çıkmaz mı?

***

Bir diğer konuda, “organik ve doğal” ya da “organik ve doğal olmayan” ürünü nasıl anlayacağız? Mesela bunun için evimize ya da bakkala ya da manava ya da markete ya da semt pazarına bir laboratuar kurmak gerekir mi?

***

Mesela kanunun “kralını” kıçını koklayarak anlarsınız, öyle derler;  patlıcan, kabak, soğan, sarımsak vd. için böyle kolay bir metot var mı?

***

Bir de yol boyu; “Köy kahvaltısı verilir!” türünden levhalar görürsünüz… Köy kahvaltısı olunca verilen bal, yoğurt, peynir, zeytin, tereyağı, kaymak nerede ve nasıl üretiliyor? Mesela, “köy kahvaltısı”nda ki  ekmeğin unu su değirmeninde mi yoksa fabrikasyon mu?

***

Yoksa bunlar, fırınlardan, toptancıdan, marketlerden, hallerden  hazır alınıp, “köy” ürünü, “organik ve doğal” ürün diye satılıyor olmasın?

***

Mesela geçen yaz, Develi pazarına gittik… Köylü ürünlerini getirmiş satıyor… Balcıya vardık; “kaça!” dedik… “Hakiki bal, yirmi lira” dedi, kilosuna… Sizce bunun; “el değmedik”, doğadaki çiçeklerden yapılmış bal olma ihtimali var mı?

Salçalık biber gördüm… Oldukça güzel… Kasalara uzandım, “şundan beş kilo verin!” dedim… Hepsinde tek bir etiket vardı, kilosu 3,5 lira yazıyordu. Benim seçtiğime beş lira dedi ve ekledi; “Bu farklı!”

***

Mesela salçalık domatesler tornadan çıkmış gibi, bizim eğri, büğrü, yamuk tarla domatesine benzemez… Ama bununla salça yapıyoruz. Bu salça “organik ve doğal” mı?

***

Mesela, tıp ehli, bilen de bilmeyen de “ahaliyi” korkunca etrafta, “gezen tavuk yumurtası” satanlar da çoğaldı… Dikkatimi çekiyor, çoğu yumurta sanki, tornadan çıkmış gibi aynı ve oldukça iri… Gezen tavuk böyle yumurtlar mı? Vallahi, bizim mahallenin tavukları “bıldırcın yumurtası” gibi yumurtlar.

***

Bir ikincisi de, bu kadar yumurtayı çıkartacak “gezen tavuk” var mı? Ülkemizde… Tarım Bakanlığı yetkilileri bir rakam verirse iyi olur… Bir tavuk günde bir yumurta, iyisi yumurta bırakır, o da yılın her günü değil…

***

Koli koli, tek tip, tornadan çıkmış gibi “gezen tavuk yumurtası” satılıyor? Bunda bir yanlışlık olmasın?

***

Tıp hocalar televizyonlarda; “işlenmiş yoğurt yemeyin. Ev yoğurdu yiyin!” diye bilimsel fetvalar vermeye başlayınca, piyasada da “kulek kulek” “ev yoğurdu” satılmaya başladı…

***

Bakınız, kırk yıl önce, Hisarcık’ta, ev ineklerini çobanlar yayıma götürür, akşam dönerlerdi evlere… Hemen de sütleri sağılırdı… Eminim köylerde en az bir sürü çıkardı yayılmaya… Akşam dönüşünde de çoban, hangi ineğin boynuzuna torba takarsa, o ev bir gün sonraki çobanın azığını kordu torbaya… Sokaklar, inek bokundan geçilmezdi…

***

Şimdi ise bırakın yayıma çıkan sürüyü, tek bir inek kalmadı köylerde/kırsalda ama kap kap, “el çalması yoğurt” satılıyor, piyasada… Bunlar  da bir yanlışlık; satılanlar da “fabrikasyon” ürün olmasın?

Bu kadar lafı şunun için ettim… Nasıl üretilirse üretilsin, yeter ki, hijyen şartlarında ve “usullüne” uygun üretilsin, her türlü ürünü, zevkle yiyen birisiyim… Ama belediyelerimize bir uyarıda bulunmak istiyorum: Sakın ola ki; “ev ürünü”, “köy ürünü”, “fabrikasyon değil”, “organik ve doğal” diye satılan, pazarlanan mallara “çanak tutmayın!”; “alet” ve insanların kandırılmasına, vesile olmayın.

***

Açın pazarınızı, gelsin üreticiler/ticaret yapanlar, satsın ürünleri! Pazar’ın adı da “Köy Pazarı”, “Organik ve Doğal Pazar” falan olmasın. Sadece “PAZAR” olsun…

Diğer Makaleler