Kadir Dayıoğlu

ÖZGÜRLÜK İCABINDA İYİ ŞEY!

 

Konu özgürlük alanı olunca akan sular duruyor… Herkesin gözündeki, gönlündeki anlayış devreye giriyor… “Özgürlük icabında iyi şeydir ama…” denmeye başlıyor…

Sözgelimi; bizim “ecmain takımına” göre, özgürlükler iyi bir şeydir amma lakin “türbanla, imam hatip katsayısı ve Kur’an kursları” ile sınırlı olmalıdır… Fazlası fazladır, insanları ifsat eder… Bazen, “ahlak zabıtalığına” soyunmaları bu nedenledir…

Bu çerçevede, “türban” eylem ve söylemlerinin, legal olup olmadığına bakılmaksızın, sonuna kadar direnmek, eylem yapmak, eylemcileri desteklemek özgürlüğün bir gereğidir… Özgürlük dendiğinde akla bunlar gelmelidir…

Gerektiğinde, “türban nedeniyle okula alınmayan” eşinin elinden tutacaksın, yine sözgelimi İstanbul Üniversitesi kapısı önünde bu durumu protesto edeceksin… 

Tabi bu süreçte muhterem eşinize; “hanım çok uzattık artık, eyleme bir son verelim!” falan demeyeceksiniz…

Yine bizim “ecmain takımı”, tabi iktidarda iken, hemen söylem değiştirir, özgürlük ve hak arama alanı başka yerlere kayınca örneğin, “tekel işçileri” direnince, eczacılar yürüyünce, doktorlar beyaz gömleklerini çıkarınca, memurlar bordrolarını yakınca, çiftçi mahsulünü yollara dökünce; “Kantarın topuzun kaçırmayın… Artık eylemden vazgeçin” demeye başlarlar…

Peki, doğru olan ne?

Doğru olan şu:

Eşin elinden tutup, İstanbul Üniversitesi’nin önünde hak aramak, meydanlara inip türbanlıların, imam hatiplilerin direnişine destek vermek, onların eylemlerine katılmak ne kadar “demokratik haksa”, başka grupların da hak aramaları o kadar demokratiktir… Eylem yapmaları da…

Demokrasiden, insan hak ve özgürlüklerinden yana olanlar; birisine “diren”, diğerine “yeter artık eylemi  bırak falan” diyemez…

Dediği anda, “takke düşer kel gözükür!”

Bu nedenle demokrasi, hak ve özgürlükler herkes için, her zaman ve her zeminde “ama ve ancak”sız vardır ve olmalıdır… Ve lazımdır da…

Sana göre, bana göre demokrasi olmaz… Demokrasinin evrensel standartları vardır, özünü de “bireysel hak ve özgürlükler” oluşturur…

Buna talip olmak, bunu hayata geçirmek gerekir… Bakmayın siz, “diğerlerinin” de, kuyrukları sıkışınca, tıpkı bizim “ecmain takımı” gibi demokrasi, hak ve özgürlükler ipine sarıldıklarına…

Evet… Gelelim hutbemizin mevzuuna…

Bu çifte standart nedeniyle bizim “ecmain takımını”, diğer dayatmacılar gibi, kamil manada hak ve özgürlüklerden yana olmadıklarını düşünüyorum… Düşünüyorum değil, iman ediyorum… 

Ve yine bizim “ecmain takımının”, “AB ipine” sarılmak istemesini, bir sıkışmanın sonucu olduğunu; rahat nefes almaya başlayınca, neyin “ipine sarılacaklarını” çok iyi biliyorum…

Yine o günler geldiğinde, “AB Hukukunun” yani “evrensel hukukun” bir yana itilip, “çoğunluk hukukunun” savunacaklarından adım gibi eminim…

Öyle ya, biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz…

Tüm “liberallerin”,özgürlükçülerin, gözlerin açılması dileğiyle…

Diğer Makaleler