<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Kayseri Telgraf - Sağlık-Yaşam</title>
        <description>Kayseri Telgraf, Kayseri ve çevresinden son dakika haberleri, gündem, siyaset, ekonomi, spor ve yerel gelişmeleri anlık olarak sunan güvenilir haber platformudur.</description>
        <link>https://www.kayseritelgraf.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:18:07 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Bacaklardaki belirgin mavi damar görünümüne dikkat!</title>
                                    <description>Yaz aylarında şort, etek, mayo ve bikini gibi kıyafetlerin tercih edilmesiyle birlikte bacaklardaki ince mor, kırmızı ve mavimsi damarlar daha görünür hale geliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Kadan, yaz aylarında daha belirgin hale gelen bacak damarları, toplardamar yetmezliği ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> <b>İnce damarlar bazen hastalığın ilk habercisi olabiliyor</b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bacaklarda görülen ince damarlar bazı kişilerde yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünebilir. Uzun süre ayakta kalındığında hafif yanma, sızlama veya dolgunluk hissi de ortaya çıkabilir. Ancak her ince damarı yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirmek doğru değildir. Bazı hastalarda bu damarlar, toplardamar kapakçıklarında gelişen yetersizliğin, yani venöz yetmezliğin dışarıdan fark edilen ilk bulgusu olabilir. Bu nedenle özellikle sonradan ortaya çıkan veya giderek artan damar görünümünün bir uzman tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> <b>Bu 8 belirti toplardamar yetmezliğine işaret edebilir</b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Toplardamarların içinde, kanın kalbe doğru tek yönlü ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıkların görevini yeterince yerine getirememesi durumunda kan bacaklarda geriye doğru kaçar ve damarlar zamanla genişler. Bazı hastalarda bu durum yalnızca ince kılcal damarlar veya örümcek ağı görünümündeki damarlarla kendini gösterebilir. Bu nedenle dışarıdan görülen damarlar, buzdağının yalnızca görünen kısmı olabilir. Aşağıdaki belirtiler de toplardamar yetmezliğini düşündürebilir:</span></p>

<ul>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bacak damarlarında belirginleşme</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Ağrı</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Şişlik</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Kaşıntı</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Gece krampları</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Ciltte renk değişikliği</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Ciltte sertleşme</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">İyileşmeyen yaralar </span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><b>Kesin tanı için doppler ultrasonografi şart</b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bacak damarlarının değerlendirilmesinde yalnızca gözle yapılan muayene yeterli olmayabilir. Derindeki ve ana yüzeyel toplardamarlar dışarıdan görülemez ve elle değerlendirilemez. Bu nedenle gerekli görülen hastalarda venöz doppler ultrasonografi ile damarların açıklığı, kapakçıkların çalışma durumu ve kanın geriye kaçıp kaçmadığı ayrıntılı olarak incelenir. Bu değerlendirme sayesinde sorunun yalnızca yüzeyde görülen ince damarlardan mı kaynaklandığı, yoksa tedavi edilmesi gereken toplardamar yetmezliğinin mi bulunduğu net olarak ortaya konulabilir. Uluslararası kılavuzlar da varis ve toplardamar hastalığı şüphesi bulunan kişilerde doppler ultrasonografiyi tanının doğrulanması ve tedavinin planlanmasında temel inceleme yöntemi olarak önermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> <b>Tedavi kişiye özel planlanıyor </b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bacaklardaki ince damarların tedavisinde herkese uygulanabilecek tek bir yöntem yoktur. Tedavi; doppler ultrasonografi bulgularına, damarların yapısına ve altta yatan nedene göre planlanmalıdır. Yüzeyel skleroterapi, köpük skleroterapi, cilt üzerinden uygulanan lazer tedavileri veya büyük toplardamarlara yönelik girişimsel yöntemler uygun hastalarda tercih edilebilir. Bazı hastalarda yalnızca ince damarların tedavisi yeterli olurken, bazı hastalarda öncelikle kaçak oluşturan ana toplardamarın tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde sadece görünen damarların tedavi edilmesi kalıcı ve başarılı sonuç sağlamayabilir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><b>Yaz aylarında estetik kaygıyla hareket etmeyin</b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Yaz aylarında bacak görünümünden rahatsız olan birçok kişi doğrudan estetik uygulamalara yöneliyor. Ancak doğru yaklaşım, öncelikle bir kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmek olmalıdır. Çünkü tedavide amaç yalnızca damarları görünmez hale getirmek değil, varsa altta yatan toplardamar hastalığını erken dönemde tespit ederek kişiye en uygun tedaviyi planlamaktır. Böylece hem sağlık korunur hem de estetik açıdan daha kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edilebilir.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/07/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat_6a54bed6900ab.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/bacaklardaki-belirgin-mavi-damar-gorunumune-dikkat/7540</link>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:31:58 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak çarpmasının ilk belirtisi soğuk cilt olabilir</title>
                                    <description>Yüksek sıcaklıkların yalnızca konforu değil, sağlığı da tehdit ettiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Sıcak çarpması kısa sürede gelişebilen ve müdahale edilmediğinde hayati sonuçlara yol açabilen acil bir durum. Yüksek sıcaklıklar vücudun ısı dengesini bozarak başlangıçta fark edilmeyen belirtilerin hızla ciddi sağlık sorunlarına dönüşmesine neden olabiliyor. Bu nedenle sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak büyük önem taşıyor” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Sıcak çarpmasının ilk belirtileri arasında, vücudun kendini soğutmak için yoğun terlemesine bağlı olarak görülen soğuk ve terli cilt, bitkinlik, aşırı susama, kas krampları, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve idrar renginin koyulaşması yer alıyor. Vücut sıcaklığı arttıkça cilt sıcak, kuru ve kızarık bir görünüm alırken solunum ve nabız hızlanıyor, bilinç bulanıklığı gelişebiliyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Damarların genişlemesine bağlı olarak tansiyon düşüyor ve kalp daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Yoğun terlemeyle gelişen sıvı ve tuz kaybı ise sıcak bitkinliğine, ileri vakalarda hayati organlara giden kan akışının azalmasına ve kalp krizi riskinin artmasına yol açabiliyor. Bu belirtiler görüldüğünde kişi vakit kaybetmeden serin bir ortama alınmalı ve tıbbi destek istenmeli” dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><u><em> <b>Yaz sofralarının yıldızı taze fasulye, tatlı tercihi vişne</b></em></u></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Sıcak havalarda beslenme alışkanlıklarını mevsim koşullarına göre düzenlemenin önemine dikkat çeken Özok, “Mısır, domates, kabak ve taze fasulye gibi yaz sebzeleri ile vişne, ahududu, yaban mersini ve çilek gibi meyveler bu dönemdeki en iyi seçenekler arasında yer alıyor. Karpuz da yaz aylarının en çok tercih edilen meyvelerinden biri ancak kontrollü tüketilmeli. Yaklaşık 200 gram karpuz veya kavunda 13-15 gram karbonhidrat bulunuyor. Bu nedenle özellikle diyabetli bireylerin ara öğünde 200 gramdan fazla karpuz ya da kavun tüketmemesi gerekli. İçecek tercihlerinde ise buzlu kahve ve buzlu çay ölçülü miktarlarda tüketilebilir” şeklinde konuştu. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><u><em><b>Vücudun kendini serinletme sistemi yaşla değişiyor </b></em></u></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Sıcak çarpmasının herkesi etkileyebileceğini ancak bazı grupların daha büyük risk altında olduğunu vurgulayan Özok, “Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar, 65 yaş üzerindeki kişiler, kronik hastalığı olanlar, hamileler ile aşırı kilolu ya da aşırı zayıf bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Çocuklarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar henüz tam gelişmediği, ileri yaşlarda ise bu mekanizmaların etkinliği azaldığı için aşırı sıcaklar daha ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Kronik hastalıklar ve gebelik de vücudun sıcakla baş etmesini zorlaştırabiliyor. Bu dönemde vücudu serin tutmak, sıvı kaybını önlemek ve günlük alışkanlıklarda küçük değişiklikler yapmak önemli. Örneğin düzenli koşu yapanlar egzersizlerini öğle sıcağı yerine akşam saatlerine bırakabilir. Ayrıca gün boyunca yeterli miktarda su tüketerek vücudun sıvı dengesini korumak da büyük önem taşıyor” dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> <u><em><b>Güneşte beklemiş araçlara hemen binilmemeli</b></em></u></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Vücut ısısını dengede tutmanın ve sıvı kaybını önlemenin sıcak çarpmasına karşı en etkili korunma yöntemleri arasında yer aldığını belirten Özok, “Özellikle güneşin etkisinin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, mecbur kalındığında ise gölge veya klimalı ortamlar tercih edilmeli. Güneş altında ağır egzersiz ve yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla yeterli miktarda sıvı tüketilmeli. Dışarıda bulunurken açık renkli, hafif ve bol giysiler giyilmeli, şapka kullanılmalı, gözleri ultraviyole ışınlarından koruyan güneş gözlüğü takılmalı ve cildi korumak için güneş koruyucu krem kullanılmalı. Ayrıca alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalı, güneşte uzun süre beklemiş araçlara binmeden önce araç mutlaka havalandırılmalı” dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> <b>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, sıcak çarpmasından şüphelenilen birine yapılması gereken ilk müdahale adımlarını sıraladı: </b></span></p>

<ol>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Sıcak çarpması geçirdiğinden şüphelendiğiniz kişiyi vakit kaybetmeden serin ve gölgeli bir ortama alın.</span></li>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bilinç bulanıklığı, bayılma veya yüksek ateş varsa zaman kaybetmeden 112’yi arayın.</span></li>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Hastanın üzerindeki kalın veya sıkı giysileri gevşetin ya da çıkarın.</span></li>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Vücut ısısını düşürmeye çalışın. Serin suyla vücudunu ıslatın, vantilatör kullanın veya ense, koltuk altı ve kasık bölgelerine soğuk kompres uygulayın.</span></li>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Bilinci açıksa küçük yudumlarla su içmesini sağlayın. Bilinci kapalı ya da yarı kapalıysa ağızdan su veya herhangi bir içecek vermeyin.</span></li>
	<li style="margin-left: 8px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Sağlık ekipleri gelene kadar hastayı yalnız bırakmayın. Solunumunu ve bilinç durumunu yakından takip edin.</span></li>
</ol>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/07/sicak-carpmasinin-ilk-belirtisi-soguk-cilt-olabilir_6a50b59ea575f.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/sicak-carpmasinin-ilk-belirtisi-soguk-cilt-olabilir/7473</link>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:02:37 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak havada uyku kalitesi için öneriler</title>
                                    <description>Memorial Bodrum Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Fatma Arıcak, yaz sıcaklarında uyku kalitesini korumanın yolları hakkında önemli bilgiler verdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Uyku, günün yorgunluğunu atmak ve sonraki güne fiziksel ve psikolojik olarak hazır olmak için gerekli fizyolojik bir süreçtir. Ancak yeterli süre uyunmasına rağmen uyku kalitesinin düşük olması, beklenen fiziksel ve zihinsel yenilenmeyi sağlayamaz. Özellikle sıcak havalarda uygun olmayan oda koşulları, psikolojik stres, beslenme alışkanlıkları, aşırı kafein tüketimi ve kronik hastalıklar uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Uykuya geçiş sürecinde vücut çekirdek ısısının doğal olarak düşmesi gerekir. Yüksek çevre sıcaklığı bu fizyolojik süreci bozarak uykuya dalma süresini uzatabilir, derin uyku evrelerini azaltabilir ve gece boyunca sık uyanmalara neden olabilir. Özellikle REM ve derin uyku evrelerindeki bozulma, ertesi gün dikkat, hafıza, öğrenme kapasitesi ve ruh hâli üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Serin, karanlık ve iyi havalandırılmış bir uyku ortamı ise melatonin hormonunun salgılanmasını destekleyerek daha kaliteli bir uyku düzenine katkı sağlar.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><b>Yetersiz uyku beden ve zihninizi olumsuz etkileyebilir</b></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Kalitesiz uyku; dikkat dağınıklığı, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik ve gün boyu yorgunluk hissine yol açabilir. Uzun vadede ise bağışıklık sisteminin zayıflaması, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların kontrolünün zorlaşması gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><b>Sıcak havalarda daha rahat uyuyabilmek için</b></span></p>

<ol>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Uyku öncesinde ağır egzersizlerden kaçının.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Yatmadan önce ılık bir duş alarak vücut ısınızı dengeleyin.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Pamuklu ve terletmeyen uyku kıyafetleri tercih edin.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Hafif nevresim ve çarşaflar kullanın.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Yatak odasını serin, karanlık tutun, iyi havalandırın.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Akşam saatlerinde kafeinli içecek tüketimini sınırlandırın.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Gün içerisinde yeterli sıvı alımına özen gösterin.</span></li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Düzenli uyku saatlerini korumaya çalışın. </span></li>
</ol>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/07/sicak-havada-uyku-kalitesi-icin-oneriler_6a4ce2ff5513d.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/sicak-havada-uyku-kalitesi-icin-oneriler/7406</link>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:25:07 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında kalbinizi korumanız için 9 önlem</title>
                                    <description>Yaz mevsimiyle birlikte artan hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp ve damar sağlığını da önemli ölçüde etkileyebiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Memorial Dicle Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ferhat Işık, başta kalp hastaları olmak üzere tüm bireylerin kalp sağlığı hakkında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Yaz aylarında kalbinizi korumak için bunlara dikkat edin!</b></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Yüksek sıcaklıklarda vücut, ısı dengesini koruyabilmek için damarları genişletir ve terleme yoluyla ısı kaybını artırmaya çalışır. Bu süreçte sıvı ve elektrolit kaybı meydana gelir. Kalp ise vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu nedenle yaz aylarında kalbi korumak için bazı önemli kurallara dikkat edilmesi gerekir.</p>

<ol>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Susamayı beklemeden su için: </b>Yaz aylarında düzenli olarak su tüketilmelidir. Susama hissi beklenmemeli, günde ortalama 3 litre civarında su içilmelidir. Yetersiz sıvı alımı tansiyon düşüklüğüne, çarpıntıya ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar ise sıvı tüketimi konusunda mutlaka doktorlarının önerilerine uymalıdır. </li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Güneşin en yoğun olduğu saatlerden kaçının: </b>Sıcaklığın ve güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Zorunlu durumlarda gölgede kalınmalı, şapka ve şemsiye kullanılmalıdır. </li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Hafif ve açık renkli kıyafetler tercih edin: </b>Yaz aylarında açık renkli, bol ve hafif kıyafetler tercih edilmelidir. Bu tür kıyafetler vücudun serin kalmasına yardımcı olur ve sıcaklığın kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Egzersizi doğru saatlerde yapın: </b>Egzersiz kalp sağlığı için önemlidir ancak sıcak havalarda sabah erken saatler veya akşam serinliği tercih edilmelidir. Aşırı efor gerektiren aktivitelerden kaçınılmalıdır.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Ağır Fiziksel Aktiviteleri Sınırlandırın</b>: Sıcak havalarda ani ve yoğun egzersizler kalp krizi riskini artırabilir. Bahçe işleri, ağır yük taşıma veya uzun süreli yoğun spor aktiviteleri dikkatli planlanmalı ve mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Beslenmenize dikkat edin, tuz ve kafeini sınırlayın: </b>Tuz tüketiminin artması tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir ve kalp yetersizliği hastalarında sıvı tutulmasına neden olabilir. Yaz aylarında daha hafif ve dengeli beslenme tercih edilmelidir. Alkol ve aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalıdır. Bu içecekler sıvı kaybını artırarak çarpıntı ve ritim bozukluklarına zemin hazırlayabilir.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Kalbinizin verdiği sinyalleri ciddiye alın: </b>Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde göğüs ağrısı, nefes darlığı veya efor kapasitesinde belirgin azalma ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kalp yetersizliği hastalarında ani kilo artışı, bacaklarda şişlik, nefes darlığında artış veya gece nefes almakta zorlanma gibi belirtiler sıvı dengesinin bozulduğunu gösterebilir.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Tansiyon ilacı kullanıyorsanız düzenli ölçüm yapın:</b> Artan sıcaklıklar, hipertansiyon hastalarında tansiyon değişikliklerine neden olabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan hastaların düzenli ölçüm yapmaları ve olağan dışı değerlerde doktorlarına danışmaları önemlidir. Kalp ilaçları hekim önerisi olmadan kesinlikle bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</li>
	<li style="margin-left:8px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><b>Sağlıklı olsanız da sıcak havanın verdiği sinyalleri dikkate alın:</b> Unutulmamalıdır ki yaz sıcakları, sağlıklı bireylerde bile kalp üzerinde ek yük oluşturabilir. Özellikle ileri yaşta olanlar ve kalp-damar hastalığı bulunan kişiler, basit görünen önlemlerle ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Kalp sağlığını korumanın en etkili yolu, sıcak havalarda vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak ve hekim önerilerine uygun hareket etmektir.</li>
</ol>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/07/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumaniz-icin-9-onlem_6a44d83eb4115.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/yaz-aylarinda-kalbinizi-korumaniz-icin-9-onlem/7258</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:04:07 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneşin zararlı ışınlarına karşı 8 önlem</title>
                                    <description>Güneş ışınları vücudumuzda D vitamini sentezinin yanı sıra ruh sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz üzerinde son derece önemli bir rol oynuyor. Ancak, kontrolsüz şekilde güneş altında kalmak cildimizde ciddi sorunlar oluşturabiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong>Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, </strong>bu nedenle cildimizi  yaz aylarında güneş ışınlarından mutlaka korumamız gerektiğine dikkat çekerek, <strong> </strong>“Düzenli ve yeterli miktarda güneş koruyucu kullanımı, uygun saatlerde dışarı çıkılması, koruyucu kıyafetlerin tercih edilmesi ve bulutlu havalarda dahi tedbirlerin sürdürülmesi cildimizi güneşin zararlı ışınlarından korumak için en etkili savunma yöntemleri arasında yer almaktadır” diyor. <strong> Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, </strong>zararlı<strong> </strong>güneş ışınlarından korunmak için almamız gereken önlemleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong>Bu saatler arasında güneşe çıkmayın</strong></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı 10.00-16.00 saatleri arasında UV yoğunluğu en yüksek seviyeye çıkıyor. Bu saatlerde alınan ışın miktarının cildin savunma kapasitesini zorlayabildiğini anlatan Dr. Şenay Ağırgöl, ”Dolayısıyla güneşin yeryüzüne en dik açıyla ulaştığı saatlerde güneşe çıkılmamalı, bu mümkün değilse şapka ve gözlük kullanılmalı ve gölge alanlar tercih edilmelidir” diye konuşuyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:13px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Güneş koruyucu kullanımını günlük rutine dönüştürün</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Cildimizi korumak için dikkat etmemiz gereken bir başka önemli nokta ise güneş koruyucudan düzenli olarak faydalanmak olmalı. Ancak çoğumuz güneş koruyucuyu yalnızca plaja giderken kullanıyoruz. Dermatoloji Uzmanı  Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>güneş koruyucu ürünlerin günlük bakımın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirterek,  “Koruyucu ürünün etkili olabilmesi için yaklaşık 15-30 dakika önce sürülmesi  ve gün içinde yenilenmesi son derece önemlidir.<strong> </strong>En az SPF 30 koruma sağlayan ürünler UV ışınlarının cilt üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmaya yardımcı olmaktadır” diyor.  </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Güneş koruyucuyu her 2 saatte bir uygulayın</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, güneş koruyucuların etkilerinin devam etmesi için genel olarak her 2 saatte bir yenilenmelerini önerirken, şu bilgileri veriyor: “Terleme, denize veya havuza girme, yüzü havluyla kurulama gibi durumlarda ise bu sürenin beklenmeden ürünün tekrar sürülmesi gerekir. Tek seferlik uygulamanın gün boyu koruma sağlamadığı unutulmamalıdır.” </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Şapka ve koruyucu kıyafetleri ihmal etmeyin</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Güneş koruyucuların yanı sıra almamız gereken başka önemli tedbirler de büyük önem taşıyor. Geniş kenarlı şapkalar yüzü, kulakları ve enseyi korurken uzun kollu ince giysiler de UV ışınlarının cilde doğrudan ulaşma riskini azaltıyor. Bu kıyafetlerin güneş koruyucu özellik taşıması daha etkin koruma sağlıyor.  Fiziksel koruma yöntemleri özellikle uzun süre dışarıda bulunacak kişiler için büyük avantaj sağlıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Gölgede olsanız bile tedbiri elden bırakmayın</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Şemsiyenin altında, denizde ya da bir ağacın gölgesinde kaldığımızda cildimizi güneşten koruduğumuz düşüncesine kapılabiliyoruz.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, aslında kum, beton, kumaş, su ve açık renkli yüzeylerin güneş ışınlarını yansıtarak cilde ulaşmasına neden olabildiğine vurgu yapıyor. Dolayısıyla gölgede bulunmak koruyucu önlemleri tamamen bırakmak için yeterli bir  neden oluşturmuyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Bulutlu havalarda da korunmaya devam edin</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Toplumda en sık yapılan hatalardan biri bulutlu havalarda riskin ortadan kalktığını düşünmek. “Oysa UV ışınlarının önemli bir bölümü bulut tabakasını aşabiliyor” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr.  Şenay Ağırgöl, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hava kapalı, yağmurlu ya da serin olsa bile cilt güneş ışınlarından etkilenmeye devam eder. Bu nedenle güneş koruyucu kullanımı yalnızca güneşli günlerle sınırlandırılmamalıdır.” </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;">Bol su içerek cildin savunmasını güçlendirin</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Güneş altında geçirilen zaman arttıkça vücudun sıvı kaybı da yükseliyor. Yeterli su tüketimi cildin nem dengesinin korumasına yardımcı olurken sıcak havanın oluşturduğu stresin etkilerini azaltabiliyor. Özellikle yaz aylarında susama hissi beklenmeden gün içinde düzenli aralıklarla su içilmesi büyük bir önem taşıyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong style="color: rgb(0, 0, 0); font-size: 20px; font-family: "Trebuchet MS", Helvetica, sans-serif;"><span style="background-image: initial; background-position: initial; background-size: initial; background-repeat: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial;">Yetersiz miktar ‘eksik koruma’ demek</span></strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong> </strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="background:white">Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmeleri için vücuda uygulama miktarı da son derece önemli. Ürünlerin yeterli kalınlıkta, ciltte katman oluşturacak şekilde ve ovalamadan uygulanması gerektiğini belirten Dr. Şenay Ağırgöl,<strong> </strong>“Bu miktar yüz, saçlı deri ve boyun bölgesi için yaklaşık bir tatlı kaşığı veya işaret ve orta parmak olmak üzere 2 parmak olmalıdır. Ense, dudak ile ayaküstü gibi güneş ışınlarının dik geldiği bu bölgeler de ihmal edilmemelidir” bilgisini veriyor. Cildimizi güneşten etkin koruduğumuzun en önemli işareti ise ciltte güneş sonrası kızarıklık oluşmaması ve cilt tonunun değişmemesi. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/post7169_6a3e3831703b6.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/gunesin-zararli-isinlarina-karsi-8-onlem/7169</link>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:27:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Tedavi edilmeyen reflü kanser riskini artırıyor!</title>
                                    <description>En sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olan reflü, toplum tarafından çoğu zaman yalnızca “mide yanması” olarak değerlendiriliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluşan reflünün pek çok nedeni olabiliyor. Obezite, sigara kullanımı ve sağlıksız beslenme en sık görülen sebepleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Samet Yardımcı,<b> </b>özellikle mide fıtığının (hiatal herni) reflünün altında yatan önemli nedenlerden biri olabileceğine vurgu yapıyor.  Prof. Dr. Samet Yardımcı,<b> </b>sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazı hastalarda mide fıtığı nedeniyle mide ile yemek borusu arasındaki koruyucu mekanizma bozulmaktadır. Bu durum sadece yanma hissine değil; kronik öksürük, ses kısıklığı, ağız kokusu, gece nefes darlığı hissiyle uyanma ve yutma güçlüğü gibi şikâyetlere de yol açabilmektedir.”</span></p>

<p style="text-align:justify"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt"><b>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!</b></span></p>

<p style="text-align:justify"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Prof. Dr. Samet Yardımcı, aşağıda yer alan belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmanın son derece önemli olduğunu anlatıyor.</span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Uzun süredir devam eden mide yanması </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Ağza acı su gelmesi </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Kronik öksürük ve ses kısıklığı </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Yemek sonrasında şişkinlik </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Yutma güçlüğü </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Sürekli mide koruyucu ilaç ihtiyacı</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt"> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt"><b>Tedaviden oldukça başarılı sonuçlar sağlanıyor</b></span></p>

<p style="text-align:justify"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.5pt">Reflü hastalığında yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı durumlarda uygulanan cerrahi tedaviyle kalıcı çözüm sağlanabiliyor. Günümüzde reflü ameliyatlarının büyük bir kısmının laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Samet Yardımcı, uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabildiğini vurgulayarak,  “Doğru hasta seçimiyle uygulanan modern reflü cerrahisi uzun süreli ilaç ihtiyacını azaltabilmekte ve yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabilmektedir” diyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/tedavi-edilmeyen-reflu-kanser-riskini-artiriyor_6a391f8532a87.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/tedavi-edilmeyen-reflu-kanser-riskini-artiriyor/7051</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yağışlar arttı, mantar zehirlenmeleri de sıklaştı</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Kamil Deveci, bu yıl artan yağışlarla birlikte mantar zehirlenmesi vakalarında ciddi yükseliş yaşandığını belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Kayseri Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Kamil Deveci, mantar zehirlenmeleriyle ilgili değerlendirmede bulundu. </span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Deveci, <strong>“Yoğun bakım hizmetleri, sağlık hizmetlerinin üst basamağını içermekte olup birçok hastayı tedavi etmekteyiz. Ancak bu hastalıklar içerisinde önlenebilenler olmaktadır. Bu önlenebilen hastalıklar çoğunlukla genç ve erişkin hastalarda meydana gelmektedir. Bu hastalıklardan en önemlilerinden bir tanesi de mantar zehirlenmeleridir”</strong> dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Deveci, yağışlarla birlikte vakaların arttığını belirterek,<strong> “Bu sene yaz aylarının gecikmesi, yağmurların artışıyla birlikte doğada mantar toplayıcılığı ve mantar avcılığı sıklığı artmıştır. Dolayısıyla zehirlenmelerle daha fazla karşılaştık. Mantar zehirlenmeleri çok önemli bir sağlık problemi içeriyor. Bu zehirlenmelerin en önemli etkilediği organlardan bir tanesi karaciğer ve böbrekler. Bunların yetmezliğinde hayati risk ortaya çıkabilmektedir”</strong> ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Mantarların dış görünüşüne güvenilmemesi gerektiğini vurgulayan Deveci, <strong>“Mantarların şeklinde veya bir önceki sezonun sağlıklı olup olmamasından, yenilip zarar görülmemesinden bu sene zararlı olmayacağı anlamı çıkmaz. Mantar şekillerinden özellikle ince uzun saplı olanlardan uzak durulmalıdır”</strong> diye konuştu.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Türkiye’deki mantar çeşitliliğine dikkat çeken Deveci, <strong>“Türkiye'de 5 bine yakın mantar tanımlanmıştır. Bunlardan 100 tanesi orta ağırlıkta zehirlenmelere neden olabilmektedir. 10 tanesi ise hayati zehirlenmelere neden olmaktadır”</strong> dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Ölümcül türü anlatan Deveci, <strong>“Bu 10 mantardan bir tanesi amanita phalloides diye isimlendirilen mantar Türkiye'ye çok güzel çevrilmiştir. Köygöçüren mantardır. Bir tanesi bile hayati risk içerebilecek zehirlenme yapabilmektedir. Bu nedenle bu mantarların toplanmasından, yenilmesinden uzak durulmasını öneriyoruz” </strong>ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" height="450" src="https://images.kayseritelgraf.com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-18-at-132753-6a33d3982c6ca.jpeg" width="600" /></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Zehirlenme evrelerini anlatan Deveci, <strong>“Mantar zehirlenmelerinin 3 fazı var. Birinci faz semptomsuz faz dediğimiz 6-8 saat sürebilmektedir. İkinci faz da bulantı, kusma, karın ağrısı gibi şikayetleri görülebilmektedir. Üçüncü fazda ise karaciğer yetmezlikleri, böbrek yetmezlikleri görülebilmektedir”</strong> dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Ciddi sürece dikkat çeken Deveci, <strong>“Bu karaciğer ve böbrek yetmezliklerinin gelişmesi 1,5-2 günü bulabilmektedir. Bu faza gelene kadar iç işten geçmiş olabilmektedir”</strong> ifadelerini kullandı.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Yaşanan vakayı aktaran Deveci, <strong>“Hatta yakın zamanda 10 kişilik bir aileden onunla zehirlendiğini iki hastamızı da Karaciğer Nakil Merkezi'ne yönlendirmek zorunda kaldık. Ciddi bir zehirlenme vakasıyla karşı karşıya kaldık” </strong>dedi.</span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;">Belirtilere dikkat çeken Deveci, <strong>“Şöyle oluyor; insanlar kendilerini mantarı bildiğini zannederek daha fazla topladığı için oldu bu. Bilen bilmeyen herkes bundan topladı. Ancak öneri olarak kültür mantarlarının yenilmesini daha çok tavsiye ediyoruz. Mantar zehirlenmesinden şüphelenilmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyoruz”</strong> ifadelerini kullandı.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/yagislar-artti-mantar-zehirlenmeleri-de-siklasti_6a33d39b2b6b0.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/yagislar-artti-mantar-zehirlenmeleri-de-siklasti/6969</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:14:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazın yanlış ürün kullanımı cilt lekelerini tetikleyebilir</title>
                                    <description>Yaz aylarında birçok kişi daha parlak, eşit tonlu ve lekesiz bir cilt görünümü elde etmek için bakım rutinini yoğunlaştırıyor. Ancak uzmanlar, özellikle sosyal medyada önerilen çok sayıda serum, asit ve aktif içerikli ürünün bilinçsizce bir arada kullanılmasının ciltte beklenen faydayı sağlamayabileceği konusunda uyarıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, yaz öncesi cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdi.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Yaz aylarında lekeler neden daha belirgin hale geliyor?</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Haziran aylarında UV indeksinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte cildimizdeki melanosit adı verilen pigment hücreleri daha aktif çalışmaya başlar. Özellikle UVA ışınları derinin daha derin tabakalarına ulaşarak melanin üretimini artırır. Kış boyunca fark edilmeyen veya hafif seyreden pigment birikimleri bu dönemde daha görünür hale gelir. Ayrıca sıcaklık artışı, terleme, sürtünme ve ciltte oluşan inflamasyon da mevcut lekelerin koyulaşmasına neden olabilir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>En büyük hata çok fazla içeriği bir arada kullanmak</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Yaz döneminde daha hızlı sonuç almak isteyen birçok kişi aynı anda birden fazla serum, asit ve retinol içeren ürünü kullanmaya başlar. Ancak bu yaklaşım cilt bariyerinin bozulmasına, hassasiyet gelişmesine ve güneşe karşı duyarlılığın artmasına neden olabilir. Sonuç olarak ciltte tahriş, lekelerde koyulaşma ve yeni pigmentasyon sorunları ortaya çıkabilir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Özellikle yüksek oranlı AHA ve BHA asitleri ile retinol veya retinal içeren ürünlerin bilinçsiz şekilde kombinlenmesi yaz döneminde ciddi problemlere yol açabilmektedir. Cilt bakımında daha fazla ürün kullanmak her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez. Önemli olan doğru içerikleri doğru zamanda ve doğru şekilde kullanmaktır.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Sosyal medyadaki doğal olarak sunulan tariflere dikkat!</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Limon, karbonat, elma sirkesi veya diş macunu gibi ürünlerle yapılan “doğal leke tedavileri” bilimsel olarak desteklenmemektedir. Üstelik bu uygulamalar ciddi tahrişe yol açarak lekelerin daha da koyulaşmasına neden olabilir. Özellikle limon sürüldükten sonra güneşe çıkılması, fitofotodermatit adı verilen ciddi reaksiyonlarla sonuçlanabilir. </p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Bazı pigment değişiklikleri yalnızca kozmetik bir sorun olmayabilir. Ani başlayan, hızla büyüyen, renk değiştiren veya düzensiz sınırlara sahip lekeler mutlaka dermatolojik değerlendirme gerektirir. Özellikle asimetri, kanama, kaşıntı ve hızlı büyüme gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. </p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Telefon ve bilgisayar ekranları lekeleri etkiliyor mu?</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Mavi ışığın özellikle melazmaya yatkın bireylerde pigmentasyonu artırabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak burada asıl önemli olan yalnızca telefon ekranları değil, toplam görünür ışık maruziyeti ve şehir yaşamının oluşturduğu oksidatif strestir. Bu nedenle özellikle lekeye yatkın kişilerde demir oksit içeren renkli güneş koruyucular fayda sağlayabilir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Beslenme ve yaşam tarzı da lekeleri etkiliyor</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Cilt sağlığı yalnızca kullanılan ürünlerle ilgili değildir. Aşırı şeker tüketimi, sigara kullanımı, kronik stres ve düzensiz uyku ciltte oksidatif stresi artırarak pigmentasyon sorunlarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Özellikle melazma gibi kronik leke problemlerinde yaşam tarzı faktörleri tedavi başarısını doğrudan etkileyebilmektedir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Leke tedavisinde zamanlama önemli</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Leke tedavisinde doğru zamanlama son derece önemlidir. Çünkü birçok tedavi yöntemi cildi güneşe karşı daha hassas hale getirir. Yaz döneminde bazı dermatolojik işlemler güvenle uygulanabilirken bazı uygulamalar leke riskini artırabilir. Nem odaklı medikal bakımlar, mezoterapi, PRP ve düşük irritasyonlu antioksidan uygulamalar yaz aylarında daha güvenli seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık derin kimyasal peelingler, fraksiyonel CO2 lazerler ve agresif soyucu işlemler pigmentasyon riskini artırabileceği için daha dikkatli planlanmalıdır. Yaz aylarında işlem yapılacaksa etkili güneş koruması vazgeçilmezdir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Son yıllarda pikosaniye lazerler, thulium ve non-ablatif fraksiyonel lazer sistemleri, traneksamik asit mezoterapileri ve kombine antioksidan uygulamaları sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. C vitamini ve niasinamid kombinasyonları da destek tedavilerinde önemli rol oynar. Ayrıca daha kontrollü aktif içerik kullanımını esas alan “skin cycling” yaklaşımı son dönemde oldukça ilgi görmektedir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt"><strong>Yaz aylarında cildiniz için olmazsa olmazlar…</strong></p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Yaz aylarında bakım rutininin karmaşık olmasına gerek yoktur. Önerdiğimiz temel yaklaşım; nazik bir temizleyici, antioksidan içerikli bir serum ve geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucu kullanılmasıdır. Buna ek olarak cilt bariyerini destekleyen bir nemlendirici de rutinin önemli parçalarından biridir. Niasinamid, C vitamini, azelaik asit, seramid ve hyaluronik asit gibi içerikler yaz döneminde güvenle tercih edilebilir.</p>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:10.05pt">Lekeleri tedavi etmek çoğu zaman onları oluşmadan önlemekten daha zordur. Bu nedenle düzenli güneş koruyucu kullanımı, şapka ve gözlük gibi fiziksel koruyuculardan yararlanılması, öğle saatlerinde güneşten kaçınılması ve bilinçsiz aktif içerik kullanımından uzak durulması büyük önem taşır. Güneş hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, ancak cildimiz için aramıza mesafe koymamız gerekir..</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir_6a2fc5cf25078.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir/6889</link>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:26:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Yahya Melih Işık&#039;ın, yeni kliniğini açıldı</title>
                                    <description>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yahya Melih Işık, Kayseri’de hizmet verecek yeni kliniğinin açılışını gerçekleştirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:107%">Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’ndaki Park Sitesi’nde yapılan acılaşa, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, CHP İl Başkanı Ufuk Ozan Gözbaşı ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yahya Melih Işık, <strong>“Uzun bir tıbbi eğitim ve uzmanlık sürecini takiben Kayseri Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 2 yıllık hekim olarak zorlu bir devlet hizmeti süreci ardından hastalarımıza daha kaliteli, konforlu, kendilerini daha rahat hissedeceği kişiye özgü hizmet sağlamak amacı ile bu kliniği açmış bulunmaktayım. Genel kanı aksine plastik cerrahi sadece dış görünümü değiştirmekten ibaret değildir. Plastik cerrahlar olarak bizler aynı zamanda yaptığımız işlemler ile insan özgüveni ve yaşam kalitesine de katkıda bulunarak kendilerini iyi hissetmelerine fırsat oluşturmaktayız. Kliniğimiz girişinde de göreceğiniz slogan olan ‘Yeni Bir Sen’ bu fikirden oluşmuştur. Yolları bizlerle kesişen insanların hayatlarına dokunup yeni bir özgüvenle dolu hayat yolu çizmelerine yardımcı oluyoruz” </strong>diye konuştu. </p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" height="800" src="https://images.kayseritelgraf.com/uploads/2026/06/photo-2026-06-13-16-01-09-6a2d67f04b559.jpg" width="600" /></p>

<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:107%">“HASTALARIMIZ İÇİN EN İYİSİNİ SUNMAYA GAYRET EDECEĞİZ” </strong></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="line-height:107%">Sözlerini sürdüren Işık, <strong>“Kliniği tasarlarken amacımız sadece estetik işlem gerçekleştirilebilen bir merkez olmaktan ziyade hastalarımızın kendilerini güvende hissettikleri, maddi kaygıyı ön plana çıkarmadan en güncel tıbbi uygulamalara ulaşabildiği bir merkez oluşturmaktı. Hedefimiz ise yurt dışında bulunduğumuz bu periyotta uluslararası standartta hizmet sunabilen ve hastaya özel çözüm üreten güvenilir bir merkez oluşturmaktır. Meslek yolculuğumda şu ana kadar öğrendiğim en değerli şeylerden biri; başarı sadece yapılan ya da uygulanan işlem sayısı ile değil, bu işlem sonucunda insan hayatına bırakılan olumlu izler ile anlaşılır. Bu anlayış ile çalışarak hastalarımız için en iyisini sunmaya gayret edeceğiz. Bugün burada bulunarak bizleri yalnız bırakmayan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Bu zorlu periyotta yardımını esirgemeyen Murat Alkan ve Melike Alkan ile Sungur ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunar, kliniğimizin ilimiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını dilerim” </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align: justify;"><img alt="" height="338" src="https://images.kayseritelgraf.com/uploads/2026/06/photo-2026-06-13-16-01-09-1-6a2d67fb0627c.jpg" width="600" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/op-dr-yahya-melih-isikin-yeni-klinigini-acildi_6a2d67e8ca053.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/op-dr-yahya-melih-isikin-yeni-klinigini-acildi/6846</link>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 17:22:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aileden gelen kanser riskinin 5 işareti</title>
                                    <description>Kanser, dünya genelinde ve Türkiye’de giderek büyüyen önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan,</b> kanserlerin önemli bir bölümü çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkili olsa da yaklaşık her 10 kanserden 1’inin kalıtsal, bir başka deyişle “ailesel” olduğuna dikkat çekerek,  “Dolayısıyla ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin hekimle görüşerek kişisel   risk değerlendirmesi yaptırmaları ve buna uygun bir tarama planı oluşturulması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><u><em><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Kanserde ailesel riskin 5 önemli işareti! </b></span></em></u></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Tüm kanserler yaşam boyunca hücrelerde biriken genetik mutasyonlar sonucu gelişiyor. Bu mutasyonların vücut hücrelerinde değil de eşey hücrelerinde, bir başka deyişle yalnızca üremeyi sağlayan sperm ve yumurta hücrelerinde oluşması durumunda kalıtsal (ailesel) riskten söz ediliyor.  Meme, yumurtalık, kolon, prostat, mide ve tiroit kanserleri kalıtsal geçişin en sık görüldüğü kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak ailesinde kanser öyküsü bulunan her birey kalıtsal kanser açısından risk grubunda olmuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Kuzhan, kalıtsal kanser riskine işaret eden durumları şöyle özetliyor: </span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Aynı ailede birden fazla kişide kanser görülmesi </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Ailede 35 yaşından önce ortaya çıkan kanser vakaları </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Ailede iki taraflı kanser gelişimi (her iki memede, her iki böbrekte veya her iki yumurtalıkta kanser gelişmesi) </span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Aynı kişide birden fazla farklı kanser türünün bulunması </span></li>
	<li style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Adrenal korteks kanseri gibi nadir görülen tümörlerin saptanması </span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Bu bulguların varlığında genetik değerlendirme, gerekirse ileri tarama testleri ve tarama programlarının erkene çekilmesi öneriliyor.  </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Hangi yaşta hangi tarama yapılmalı? </b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Ailesel kanser riski taşıyan kişilerde tarama yaşı ve sıklığı kişiye özel olarak planlanıyor. Prof. Dr. Okan Kuzhan risk grubunda olan kişilerde en temel tarama yaklaşımını şöyle anlatıyor: </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Meme kanseri:</b> Birinci derece akrabasında (anne, kız kardeş) hastalık öyküsü bulunan kadınlarda tarama genellikle 30–35 yaş aralığında başlıyor. Yıllık mamografi temel yöntemi oluştururken, bazı durumlarda meme manyetik rezonans (MR) da eklenebiliyor. Riskin yüksek olduğu kadınlarda klinik muayeneler daha sık aralıklarla planlanabiliyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Kolon kanseri</b>: Tarama genellikle en erken vaka yaşından 10 yıl önce veya en geç 40–45 yaş civarında başlatılıyor. Temel tarama yöntemi olan kolonoskopi risk durumuna göre 5 yılda bir tekrarlanıyor. Ailede 50 yaşın altında kolon kanseri tanısı varsa tarama daha erken yaşlara çekilebiliyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Prostat kanseri:</b> Babasında veya erkek kardeşinde prostat öyküsü olan erkeklerde tarama genellikle 40–45 yaşlarında başlıyor. Prostat spesifik antijen (PSA) testi ve rektal muayene ile yapılan kontroller çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Akciğer kanseri:</b> Ailesinde akciğer kanseri bulunan ve risk faktörlerine sahip kişilerde tarama genellikle 50–55 yaş civarında düşük doz bilgisayarlı tomografiyle yapılıyor ve çoğunlukla yılda bir kez tekrarlanıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Mide kanseri:</b> Aile öyküsü ve Helicobacter Pylori enfeksiyonu birlikte risk oluşturabiliyor. Bu durumda endoskopik tarama genellikle 40 yaş civarında veya ailedeki en erken tanıdan 10 yıl önce başlatılıyor ve risk düzeyine göre 2 ila 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/aileden-gelen-kanser-riskinin-5-isareti_6a29313c20939.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/aileden-gelen-kanser-riskinin-5-isareti/6772</link>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 12:38:20 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyası</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">İnme, beynin bir kısmına giden kan akışının aniden kesilmesi ya da beyin damarlarında kanama meydana gelmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir nörolojik sağlık sorunudur. Halk arasında “beyin felci” olarak da bilinen inme, dünya genelinde ölüme sebebiyet veren ikinci ve yetişkin yaşta kalıcı engelliliğe sebebiyet veren hastalıklar arasında birinci sırada yer alıyor.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">Her yıl milyonlarca insanı etkileyen inme, yalnızca ileri yaş grubunun değil; genç ve aktif bireylerin de karşı karşıya kalabileceği önemli bir sağlık riski olarak öne çıkıyor.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><strong><span style="color:#1c2b28">İnme günlük yaşamın akışını değiştirebilir</span></strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">İnme, yalnızca hareket kaybı ya da konuşma bozukluğu ile sınırlı kalmıyor. Beyinden vücuda ve vücuttan beyne iletilen sinyallerde oluşan kesinti; hareket, konuşma, düşünme, algılama, duygular, davranışlar ve günlük yaşam üzerinde çok yönlü etkilere yol açabiliyor.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">İnme sonrasında dikkat, hafıza, problem çözme ve algılama gibi bilişsel işlevlerde bozulmalar görülebiliyor. Kişinin kendini ifade etme biçimi, iletişimi, duygusal tepkileri ve davranışları değişebiliyor. Bu nedenle inme, yalnızca fiziksel değil; bilişsel, psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> <span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Erken müdahale hayat kurtarıyor</span></strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">İnmede zaman, tedavi başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Beyin hücreleri, kan akışının kesilmesinden kısa süre sonra zarar görmeye başlıyor. Bu nedenle belirtilerin fark edildiği anda vakit kaybetmeden acil yardım çağrılması hayati önem taşıyor.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">Ani gelişen belirtilerin inmenin erken sinyalleri olabileceğini vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Giray; “İnmenin en yaygın belirtilerinden olan yüzde kayma, kolda güçsüzlük ve konuşma bozukluğunun ihmal edilmemesi, inme belirtisi olabileceği düşünülerek dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bunun yanı sıra ani görme kaybı, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi ve denge kaybı gibi belirtiler de inme işareti olabilir. İnmede zaman ise en kritik faktördür; her bir dakikada 1,9 milyon beyin hücresi zarar görmektedir. Bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden 112 Acil’in aranması hayati önem taşıyor” diyor.</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><strong><span style="color:#1c2b28">“İnme her yaşta görülebilir”</span></strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">Prof. Dr. Giray, inmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor:</span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"> </p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">“Toplumda inmenin yalnızca ileri yaşta görüldüğü düşünülüyor. Oysa tüm inmelerin önemli bir bölümü kendini sağlıklı hisseden 18-65 yaş arasındaki bireylerde ortaya çıkıyor. Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi, belirtilerin tanınması ve hızlı hareket edilmesi büyük önem taşıyor. Biz de “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyamızla inmenin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor; belirtileri tanımanın, zaman kaybetmeden acil yardım çağırmanın ve inme sonrası iyileşme sürecini bütüncül yaklaşımla desteklemenin önemini vurguluyoruz.”</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><span style="color:#1c2b28">Daha fazla bilgi için </span><a href="http://inme.org.tr/" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="color:#1155cc">inme.org.tr</span></a><span style="color:#1c2b28"> adresini ziyaret edebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/inmede-care-erken-mudahale-kampanyasi_6a26ad1ec0c93.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/inmede-care-erken-mudahale-kampanyasi/6722</link>
                <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:52:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu kanser türlerine dikkat, görülme sıklığı artıyor!</title>
                                    <description>Kanser görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde artarken; yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, çevresel faktörler ve metabolik hastalıklar bazı kanser türlerini daha da yaygınlaştırıyor. Özellikle sindirim sistemi ve hormonlarla ilişkili kanser türlerinde dikkat çekici bir yükseliş yaşanıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Keskin, görülme sıklığı artan kanser türleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Kolon kanseri en hızlı artış gösteren türlerden biri </strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Kolon kanseri hem dünyada hem de Türkiye’de artış eğilimi gösteren kanserlerin başında gelmektedir. Liften fakir beslenme, işlenmiş gıda tüketimi, hareketsiz yaşam ve obezite bu artışta belirleyici rol oynamaktadır. Tarama programlarının yaygınlaştırılması erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Pankreas kanseri artış trendi ile öne çıkıyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Pankreas kanseri görülme sıklığı artan kanser türleri arasında yer almaktadır. Obezite, diyabet ve sigara kullanımı en önemli risk faktörleri olarak bilinmektedir. Erken dönemde belirti vermemesi nedeniyle tanı çoğu zaman ileri evrede konulmaktadır. Pankreas kanserinden korunmak için düzenli sağlık taramaları büyük önem taşımaktadır. </p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Karaciğer kanseri metabolik hastalıklarla birlikte yükseliyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Karaciğer kanseri özellikle yağlı karaciğer hastalığı ve metabolik sendrom ile birlikte daha sık görülmektedir. Viral hepatitlerin yanı sıra obeziteye bağlı karaciğer hastalıkları bu artışta önemli rol oynamaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Rahim (endometrium) kanseri obezite ile paralel artıyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Endometrium kanseri obezite oranlarındaki artışa paralel olarak daha sık görülmektedir. Hormonal dengenin değişmesi ve insülin direnci bu süreçte etkili olmaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde artış gözlemleniyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Daha nadir görülmesine rağmen safra yolu ve safra kesesi kanserlerinde son yıllarda artış dikkat çekmektedir. Safra taşları, kronik inflamasyon ve bazı enfeksiyonlar bu artışta rol oynamaktadır. Tanı yöntemlerinin gelişmesiyle daha fazla vakanın saptanması da bu tabloya katkı sağlamaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Böbrek ve tiroid kanserlerinde daha fazla tanı konuluyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Böbrek kanserinde obezite ile ilişkili bir artış söz konusu olmaktadır. Tiroid kanserinde ise artışın önemli bir kısmı görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla tanı konulmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Meme kanseri en sık görülen kanserlerden biri olmaya devam ediyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Görülme sıklığındaki artışın bir kısmı erken tanı yöntemlerinin yaygınlaşmasına bağlı olarak daha fazla vakanın saptanmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte geç yaşta doğum, emzirme süresinin kısalması, hormonal faktörler ve yaşam tarzı değişiklikleri de bu artışta etkili olmaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Akciğer kanserinde risk profili değişiyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türlerinden biri olmaya devam etmektedir. Sigara en önemli risk faktörü olmayı sürdürmektedir. Ancak son yıllarda sigara içmeyen bireylerde de akciğer kanseri görülme oranında artış dikkat çekmektedir. Hava kirliliği, pasif sigara maruziyeti ve çevresel toksinler bu tabloda etkili olmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir Yaşam tarzı ve çevresel faktörler oldukça belirleyici </p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Kanser gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı ve çevresel etkiler giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, sigara ve hava kirliliği birçok kanser türü için ortak risk faktörleri arasında yer almaktadır.</p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><strong>Erken tanı ve korunma stratejilerinin öne çıkması gerekiyor</strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white">Kanserle mücadelede yalnızca tedavi değil, erken tanı ve riskin azaltılması da büyük önem taşımaktadır. Tarama programlarına katılım, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve düzenli kontroller hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor_6a2557f1159f0.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/bu-kanser-turlerine-dikkat-gorulme-sikligi-artiyor/6698</link>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 14:35:26 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne karşı  7 önlem</title>
                                    <description>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Acıbadem Taksim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman</span></strong><span style="color:#1c2b28">, özellikle kırsal, çayırlık ve ormanlık alanlarda daha sık görülen kene tutunmasının erken fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, enfekte kenelerin insan vücuduna tutunmasıyla bulaşsa da, yine kenelerin enfekte ettiği hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas ya da hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucu da bulaşabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında doğayla temas arttığından bu konuda doğru bilgilenme hayati önem taşımaktadır” diyor.  </span></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="line-height:115%"><span style="color:#1c2b28">Hastalığın genellikle kene tutunmasından 1-3 gün sonra, en geç 10 gün içinde belirti verdiğini belirten Dr. Akman “İlk bulgular ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve ishal şeklindedir. İlerleyen dönemde ciltte morluklar, burun veya diş eti kanaması, idrar ya da dışkıda kanama gibi bulgular ortaya çıkabilir. Özellikle ateşle birlikte yaygın vücut ağrısı ve kanama bulguları olan hastalarda KKKA mutlaka akla getirilmelidir” diyor. </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Açık alanlarda koruyucu kıyafet giyin</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Piknik, kamp, doğa yürüyüşü veya tarla-bahçe işleri sırasında mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Açık renkli kıyafetler kullanılması, kenelerin daha kolay fark edilmesini sağlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong> <span style="color:#1c2b28">Kene kovucu ürünlerden yararlanın</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Cilde veya kıyafetlere uygulanabilen, Sağlık Bakanlığı onaylı kene kovucu ürünler özellikle riskli bölgelerde koruyucu olabilir. Ancak bu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun uygulanması gerekir.</span><strong> </strong></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Doğadan döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapın</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Kene genellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası gibi fark edilmesi zor alanlara tutunmakla birlikte vücudun her yerinde olabilir. Açık alandan dönüşte, kişinin hem kendisini hem de çocuklarını tüm kıyafetlerini çıkararak dikkatlice kontrol etmesi büyük önem taşır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede uzaklaştırılırsa hastalık riski o kadar azalır.</span></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong> <span style="color:#1c2b28">Keneyi yanlış yöntemlerle çıkarmaya çalışmayın</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Kenenin üzerine kolonya, sigara, sabun, deterjan veya kimyasal madde dökmek son derece yanlış bir uygulamadır. Bu uygulamalar kenenin strese girerek taşıdığı virüsü daha fazla salgılamasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir. </span></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong> <span style="color:#1c2b28">Keneye çıplak elle temas etmeyin</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Kene ezilmemeli, çıplak elle tutulmamalıdır. Çünkü virüs, ezilen kenenin vücut sıvılarıyla temas sonrası da bulaşabilir. Bir cımbız veya kene kartı yardımıyla, kenenin vücuda girdiği en yakın noktadan (baş kısmından) tutularak tek hamlede dik bir şekilde çekilmelidir. Eğer kişi kendine güvenemiyorsa, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.</span><strong> </strong></p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Hayvan teması sırasında da dikkatli olun</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Sadece kene değil, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas da hastalık bulaşına neden olabilir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerin eldiven ve koruyucu ekipman kullanması büyük önem taşır.</span> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><strong><span style="color:#1c2b28">Kene tutunmasından sonra 10 gün belirtilere dikkat edin</span></strong> </p>

<p><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><span style="color:#1c2b28">Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman, kene tutunması durumunda kişinin ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kanama bulguları açısından dikkatli olması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Özellikle ilk 10 gün kritik önem taşır. Herhangi bir şikayet gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tedavisi ihmal edildiğinde ağır sonuçlara yol açabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüm tedavi yöntemlerine rağmen bazen ağır vakalar kaybedilebildiği için, korunma önlemleri kritik önem taşımaktadır. Doğru bilgi, erken farkındalık ve basit korunma yollarıyla hastalık büyük ölçüde önlenebilir.”</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-onlem_6a22bd13363b3.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-onlem/6654</link>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:10:05 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Bolattürk: &quot;MS tedavisinde yeni çıkan ilaçlarla birlikte hastalarda daha iyi sonuç elde edebiliyoruz”</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Fahri Bolattürk, 30 Mayıs Multipl Skleroz (MS) Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ”MS, 100 bin kişi de 20 ila 30 arasında hastayı etkilemektedir. MS tedavisinde yeni çıkan ilaçlarla birlikte hastalarda daha iyi sonuç elde edebiliyoruz” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">Kayseri Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Fahri Bolattürk, 30 Mayıs MS Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. MS hakkında bilgi veren Bolattürk, </span></strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">“Multipl Skleroz  beyinde iltihaplı ataklarla ilerleyen bir hastalıktır. Bu kronik bir durumdur ve ilerleyicidir. Hastanın tanı konulduktan sonra ömür boyu devam eden bir hastalıktır. O yüzden uzun süre takip ve tedavi gerektiren bir durumdur”</span><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal"> diye konuştu.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">“20-40 YAŞ ARALIĞINDA EN SIK GÖRÜLEN SİNİR SİSTEMİ HASTALIĞIDIR”</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">20-40 yaş aralığında genç erişkin yaşlarda en sık görülen santral sinir sistemi hastalıklarından biri olduğunu belirten Bolattürk, “Klinik olarak genelde görme bulanıklıkları, görme ile ilgili şikayetler olabilir. Onun dışında hastalar uyuşma, kuvvetsizlik, yürümede zorluk gibi bazı şikayetlerle başvurabilirler. Bunlarla ilgili yapılan bazı testler, tetkikler, MR görüntüleri ile birlikte bu hastaların tanısı konulmaktadır” ifadelerini kullandı.</span></strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">Bolattürk, MS hastalığının kesin bir sebebinin bulunmadığını, bulunmasa bile ailede MS olması ve bazı çevresel faktörlerle görülme ihtimalini artırabileceğini belirtti. Bolattürk, “Ülkemizde çok güncel tedaviler uygulanıyor, bunlarla hastaların klinik  ilerlemesinde belirgin olarak düzelme görmekteyiz. Şehir Hastanemizde de perşembe günleri randevusuz bir şekilde MS polikliniği yapılmaktadır. Multipl Skleroz’un dünyada 2 ila 3 milyon kişiyi etkilediği düşünülmektedir. 100 bin kişi de 20 ila 30 arasında hastayı etkilemektedir. MS tedavisinde yeni çıkan ilaçlarla birlikte hastalarda daha iyi sonuç elde edebiliyoruz. Hap tedavileri ve enjeksiyon dediğimiz iğne tedavileri mevcuttur. Bunlarla hastaların klinikte çok daha iyiye gittiğini görmekteyiz. Dünyadaki güncel tedavilerin çoğu şu an ülkemizde de uygulanmakta ve hastalardan da iyi sonuçlar almaktayız” dedi.</span></strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/06/doc-dr-bolatturk-ms-tedavisinde-yeni-cikan-ilaclarla-birlikte-hastalarda-daha-iy_6a1fe3d36011e.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/doc-dr-bolatturk-ms-tedavisinde-yeni-cikan-ilaclarla-birlikte-hastalarda-daha-iyi-sonuc-elde-edebiliyoruz/6587</link>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:19:40 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır&quot;</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Mertsoylu Aydın, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır. Son yapılan çalışmalarda elektronik sigaraların daha hızlı bir şekilde kanser yapıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:48px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Mertsoylu Aydın, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Tütün kontrolü hakkında bilgi veren Aydın, “Tütün kontrolünün temel amacı, tütün ürünlerinin sağlık kayıplarına neden olmasını engellemektir. 2 yıldır Dünya Sağlık Örgütü tütün ve nikotin bağımlılığına karşı mücadele çağrısı vermektedir. Çünkü tütün ve nikotin endüstrisi özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef almaktadır. Tüm dünyada yapılan düzenli kontrollerle ve ülkemizde özellikle pandemi öncesi tütün kontrol yasaklarıyla klasik sigaralarda satışlar çok azalmıştır. Ancak endüstri çok hızlı. Ülkemizde yasak olmasına rağmen elektronik sigaraların zarar azaltıcı etkisi var, üçüncü el yetkisi yok, dumanı yok diye sosyal platformlar üzerinden hızlıca girmiş ve gençlerimizi hedef almıştır. Gençlerimizin çantasında bunlar birer kalem, ruj veya rimel gibi taşınmakta ve büyük tehlike yaratmaktadır. Çünkü elektronik sigaralar bir sigara bırakma yöntemi değildir. Aksine elektronik sigaralar, sigarayı daha fazla içme yöntemidir. Bu nedenle ailelere sürekli dikkatli olmaları gerektiğini söylüyoruz” diye konuştu.</span></strong></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">“ELEKTRONİK SİGARALARDA BİRER DUMAN KAYNAĞIDIR”</span></strong></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">Tütünsüz Dünya Günü’nde elektronik sigaraların gerçek birer duman olduğunu kabul etmemiz gerektiğini belirten Aydın, “Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır. Endüstri, kaybettiği hedef kitleyi elektronik sigaralarla kazanmaya çalışmakta ve gençlerimizi hedef almaktadır. Eğer ülkemizde yakında elektronik sigaralar yasalaşırsa, çok ciddi bir halk sağlığı sorunuyla karşı karşıya kalabiliriz. Son yapılan çalışmalarda elektronik sigaraların daha hızlı bir şekilde kanser yapıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca gençlerde, kronik sigarada olmayan elektronik sigaradan dolayı akut etkisiyle yoğun bakımlara giren bir akciğer hastalığı ortaya çıkmıştır ve ölümcül seyretmektedir” dedi.</span></strong></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">“GENETİK ZARARLAR VERİYOR”</span></strong></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="font-weight:normal">Sözlerini sürdüren Aydın, “Elektronik sigaralar, normal sigara gibi ortama kimyasal maddeler vermekte ve bu kimyasal maddeleri içmeyen kişiler de solumaktadır. Bu maddeler kanserojen olduğu için genetik zararlar vermekte ve bu zarar nesiller boyu aktarılmaktadır. Yani ‘ben sigara içtim, bana bir şey olmadı, kanser olmadım’ diyen bazı kişiler de kendi torunlarında bile değişik kanser hikayeleri, genetik bozuklukların ortaya çıkacağı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Dünya Tütünsüz Günü’nde lütfen gençlerimizi uyaralım. Dumansız dedikleri elektronik sigaranın görünmeyen duman saldığına hep birlikte inanalım ve tütün kontrol çalışmalarına tüm ülke olarak sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.</span></strong></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/elektronik-sigaralardaki-tehlike-normal-sigaradan-30-kat-daha-fazladir_6a1c36ea4fb1c.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/elektronik-sigaralardaki-tehlike-normal-sigaradan-30-kat-daha-fazladir/6534</link>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 16:24:27 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar aylarında astımı tetikleyen 7 önemli etken</title>
                                    <description>Bahar ayları özellikle astım hastaları için riskli bir dönemi de beraberinde getiriyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan,</b> bu dönemde acil servise başvurularda ve hastane yatışlarında belirgin artış görüldüğüne dikkat çekerek, “Bahar, astım hastaları için en riskli mevsimlerden birini oluşturmaktadır. Bu dönemde yoğun polen, ani sıcaklık değişimleri, artan nem ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin bir araya gelmesi hava yollarındaki hassasiyeti belirgin şekilde artırmaktadır. İngiltere'de yürütülen bir araştırma, nisan-mayıs döneminde astım kaynaklı ölümlerde anlamlı bir artış saptamıştır. Ülkemizde de benzer tablo yaşanmakta; ilkbahar aylarında astım nedeniyle poliklinik başvuruları yüzde 30 – 40 oranında artış göstermektedir” diyor. </span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>POLENLER </b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında astımı tetikleyen faktörlerin başında polenlerin geldiğine işaret ediyor. Mart ayından itibaren fındık ve kavak gibi ağaçlar, mayıs-haziran döneminde çimen ve yabani otlar yoğun miktarda spor, yani havada uçuşan mikroskobik toz taneciklerini salmaya başlıyor. Polenler solunum yoluyla bronşlara ulaştığında bağışıklık sistemini tetikleyerek IgE aracılı alerjik inflamasyonu başlatıyor; bu da hava yollarının şişmesine (bronkospazm) ve  mukus (balgam) artışına yol açıyor. Türkiye Astım ve Alerji Derneği verilerine göre; alerjik astımlı hastaların yüzde 70’inden fazlası ilkbahar polenlerine duyarlı oluyor. Avrupa’da yapılan geniş çaplı araştırmalar; yüksek polen yoğunluğu olan günlerde acil servislere astım kaynaklı başvuruların yüzde 30 – 50  oranında arttığını gösteriyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı? </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Günlük hava durumu tahminleriyle birlikte ulusal veya bölgesel polen takvimlerini takip edin; yüksek riskli günlerde dışarı çıkmaktan kaçının.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Polen yoğunluğu sabah 08:00-11:00 saatlerinde ve rüzgarlı havalarda en üst düzeye ulaşıyor; bu saatler dışında sokağa çıkmayı tercih edin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Dışarıdan eve geldiğinizde mutlaka duş alın ve giysilerinizi değiştirin; kıyafetleri balkona sermeyin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Ev pencerelerini kapalı tutun, HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Alerji testleriyle duyarlı olduğunuz polenleri saptayın; doktorunuzla birlikte alerjen immünoterapisi seçeneğini değerlendirin.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>ANİ HAVA DEĞİŞİMLERİ</b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Bahar ayları sabah saatlerinde 8-10 dereceye kadar düşen, öğleden sonra ise 20-25 dereceye yükselen hava sıcaklığıyla günlük ısı farklarının en belirgin yaşandığı bir dönem. Bu ani değişimler, bronşiyal hiperreaktiviteye, bir başka deyişle solunum yollarının normalden çok daha kolay tahriş olabilir hale gelmesine yol açabiliyor. Soğuk hava bronş mukozasında kuruma ve sekresyon değişikliğine yol açarken, ani ısı yükselişi hava yolu ödemini kötüleştiriyor. Bu iki etken birlikte devreye girdiğinde bronkospazm kaçınılmaz hale geliyor. Araştırmalar, 10 dereceyi aşan günlük ısı farklarında astım ataklarının yüzde 20 – 25 oranında arttığını gösteriyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem alınmalı?</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Hava durumu uygulamalarını düzenli takip edin; günlük ısı farkının yüksek olduğu günlerde katmanlı giyinin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Sabah ve akşam saatlerinde soğuk hava maruziyetini azaltmak için ince bir bere veya atkı kullanarak ağız ile burun bölgenizi koruyun.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:5px; margin-left:24px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"> </span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>AÇIK HAVADA EGZERSİZ YAPMAK</b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Egzersiz sırasında artan solunum hızı, soğuk ve kuru havanın bronşlara nüfuz etmesine zemin hazırlıyor. Bu durum inflamasyon mediatörlerinin, yani histamin ve lökotrien gibi maddelerin salınımını tetikleyerek egzersize bağlı bronkospazma yol açabiliyor. Bahar aylarında açık havada yapılan koşu, bisiklet ve futbol gibi aktiviteler; yoğun polen maruziyetiyle eş zamanlı gerçekleştiğinde risk artıyor. Astım hastalarının yüzde 80’inde görülen bronkospazmın nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi semptomları genellikle egzersiz başlangıcından 5-10 dakika sonra belirginleşiyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı?</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Açık hava aktivitelerini mümkünse polen yoğunluğunun daha düşük olduğu öğle saatlerinde planlayın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Egzersizden 15-20 dakika önce doktorunuzun önerdiği kısa etkili bronkodilatör (kurtarıcı inhaler) kullanın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Aktiviteden 5-10 dakika önce yürüyüş gibi hafif tempolu bir ısınma yapın; bu uygulama hava yollarını kademeli olarak genişleterek ani bronkospazm riskini azaltır ve solunum kaslarını yoğun egzersize hazırlar.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Havuz ortamındaki nem bronşları koruduğu için koşu yerine yüzme gibi kapalı mekân sporlarını tercih edin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Egzersiz sırasında ve sonrasında nefes almakta güçlük ve öksürük gibi semptomlar gelişirse hemen durun ve kurtarıcı inhalerinizi kullanın.</span></li>
</ul>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b> </b></span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>TEMİZLİK ÜRÜNLERİ VE KİMYASAL İRRİTANLAR</b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Bahar temizliği, astımlı bireyler için ciddi riskler barındırıyor. Klorlu temizlik ürünleri, sprey dezenfektanlar, parfümlü yüzey temizleyiciler ve kuru tozlar bronş mukozasını doğrudan tahriş edebiliyor.  Temizlik sırasında havaya kalkan tozların içinde bulunan ev tozu akarları ve küf sporları da güçlü alerjik tetikleyicileri oluşturuyor.                  </span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı?</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Güçlü çözücüler, çamaşır suyu ve amonyaklı ürünler yerine sirke veya karbonat bazlı doğal temizleyicileri tercih edin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Temizlik sırasında N95 veya FFP2 maske takın ve mekanı iyi havalandırın; pencereleri açın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Toz kaldırmayan microfiber bezler ve nemli paspas kullanın; toz kaldıran süpürge ve fırçalardan kaçının.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Ağır temizlik işlerini kendiniz yapmak yerine mümkünse yardım alın. </span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Bronşları tahrip edebildiği için hava tazeleyici ve oda spreylerinden kaçının. </span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:11px; margin-left:48px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"> </span></p>

<p style="margin-top:8px; margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>KÜFLER VE FUNGAL SPORLAR </b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Bahar yağmurlarının ardından artan nem ve sıcaklık, küf mantarlarının çoğalması için ideal koşullar yaratıyor. Alternaria ve Cladosporium başta olmak üzere pek çok fungal tür sporu, yani havada bulunan mikroskobik parçacık miktarını zirveye taşıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bu sporların polenlerden çok daha küçük oldukları için bronşiollere kadar ulaşarak şiddetli astım ataklarını tetikleyebildiklerini vurguluyor. Dr. Burcu Babaoğlu Karan, “Özellikle ev içindeki küfler; banyo, mutfak ve ıslak duvarlarda yıl boyunca süregelen tetikleyicilerdir. Ayrıca, küf sporlarına duyarlı astım hastaları, yağmur sonrasında ve yüksek nemli günlerde belirgin semptom artışı yaşadıklarını bildirmektedir” diyor.</span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı? </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Ev içindeki nem oranını yüzde 45 – 50 arasında tutun; higrometre ile takip edin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Banyo, mutfak ve bodrum gibi nemli alanları düzenli olarak küf önleyici ürünlerle temizleyin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Islak zeminler ve çürümüş ahşap hızlı küflenmeye zemin hazırladıkları için çatı veya duvar sızıntılarını derhal onarın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Spor yoğunluğunun arttığı günlerde (yağmur sonrası, sisli ve nemli havalarda) dışarıda fazla zaman geçirmeyin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın ve yaşam alanlarını düzenli aralıklarla havalandırın.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI </b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Bahar, kalabalık okul ortamları ve mevsim geçişlerinin getirdiği bağışıklık kırılganlığı gibi etkenler nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarının sık görüldüğü bir dönem. Viral enfeksiyonlar bronşiyal inflamasyonu   artırıyor, mukus üretimini çoğaltıyor ve hava yolu tıkanıklığını belirginleştiriyor. Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bu durumun astım ataklarını tetikleyebildiğini vurgulayarak, “Rinovirüsler başta olmak üzere influenza, Respiratuvar Sinsityal Virüs (RSV) ve koronavirüsler gibi viral etkenler astım ataklarının yaygın nedenleri olarak karşımıza çıkmaktadır” diye konuşuyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı? </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Yıllık grip aşısını ve doktorunuzun önerdiği diğer aşıları (pnömokok vb.) düzenli olarak yaptırın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Viral bulaşmayı belirgin şekilde azaltmak için ellerinizi sık sık yıkayın ve kalabalık ortamlarda maske kullanın. </span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Viral enfeksiyon sürecinde ilaç dozunuzun ayarlanması gerekebiliyor.  Bu nedenle enfeksiyon belirtileri başlar başlamaz doktorunuzu aramayı ihmal etmeyin.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Hasta kişilerle yakın temastan kaçının. Kapalı ve kalabalık mekânlarda geçirdiğiniz süreyi kısıtlayın.</span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>HAVA KİRLİLİĞİ VE ARTAN OZON SEVİYELERİ </b></span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt">Hava kirliliği ve artan ozon seviyeleri de astım hastaları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bahar ve yaz başında güneş ışınlarının artmasıyla birlikte fotokimyasal smog reaksiyonları, yani güneş ışığının etkisiyle kirleticilerin kimyasal reaksiyonlara girerek ozon oluşturması süreci hız kazanıyor. Bunun sonucunda yüzeydeki ozon düzeyleri yükseliyor. Yüzeydeki ozon ile partikül maddeler bronş epitelini doğrudan tahriş ederek oksidatif stres ve inflamasyonu artırıyor. Büyük şehirlerde trafik kökenli azot dioksit ve uçucu organik bileşikler de bu etkiyi katlıyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:5px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.25pt"><b>Nasıl önlem almalı?</b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Günlük hava kalitesi indeksini (HKİ) mutlaka takip edin; orta ve üzeri seviyelerdeyse fiziksel aktivitenizi kısıtlayın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde ve kavşaklarda uzun süre kalmaktan kaçının. Mümkünse park ve yeşil alanlarda yürüyüş yapın.</span></li>
	<li style="margin-bottom:13px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Güneşli ve sıcak günlerde ozon seviyeleri öğle-akşam saatlerinde en üst düzeye ulaşıyor; bu saatlerde dışarıda egzersiz yapmaktan kaçının.</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/bahar-aylarinda-astimi-tetikleyen-7-onemli-etken_6a1ac9785e995.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/bahar-aylarinda-astimi-tetikleyen-7-onemli-etken/6514</link>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 14:25:58 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda sindirim sorununa karşı 10 önlem</title>
                                    <description>Kurban Bayramı sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz, aile sofralarının kurulduğu ve tatlıların bol bol tüketildiği dönemlerden biri. Ancak sadece birkaç güne sıkıştırılan bu beslenme şenliği başta tansiyon, kalp-damar hastalıkları ve diyabet olmak üzere ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</span> “Bayram döneminde kırmızı et ve tatlı tüketiminin artması nedeniyle porsiyon kontrolü sağlamak, etin yanında salata ve meyve gibi liften zengin gıdalara yer vermek büyük önem taşıyor. Özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmesi hem pişirme hem de sindirim açısından zorluk yaratır. Bu nedenle etin buzdolabında ortalama 12-24 saat bekletildikten sonra tüketilmesine dikkat edilmelidir” diyor. Kronik rahatsızlığı olanların ve sindirim sistemi hassasiyeti bulunanların bayramda beslenme düzenine çok daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini belirten Çelik, bu süreçte sindirim sorunu yaşamamak için dikkat edilmesi gereken 10 temel kuralı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">1-Güne dengeli bir kahvaltı ile başlayın<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Geleneksel alışkanlıklardan biri olan bayram sabahı kavurma tüketmek, güne yüksek yağlı bir öğünle başlamanıza neden olur. Bu durum mide yanması, reflü ve hazımsızlık gibi şikayetlerin artmasının yanı sıra gün içerisinde enerjinin düşmesine yol açabilir. Bunun yerine haşlanmış veya yağsız pişmiş yumurta, peynir, çiğ sebze (domates, salatalık, yeşillik gibi) ve tam tahıllı ekmekten oluşan dengeli bir kahvaltı tercih edilebilir. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">2-Eti Dinlendirin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmesinin hem pişirme hem de sindirim açısından zorluk yarattığına dikkat çeken <span style="font-weight:normal">Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, </span>“Yeni kesilen kurban etinde, "rigor mortis" denilen ölüm sertliği olur. Bu süreçte et uzun süre pişirilse bile sert kalır ve sindirimi daha zordur. Etin buzdolabında ortalama 12-24 saat bekletildikten sonra tüketilmesi; gastrit, reflü ve bağırsak problemlerinin yaşanmaması için oldukça önemlidir” uyarısında bulunuyor. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">3-Et ile birlikte otu da tüketin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Kırmızı etin ağırlıklı tüketildiği öğünlerde bağırsak hareketleri yavaşlayabilir. Bu nedenle öğünlerde etin yanına mutlaka bol yeşillik, çoban salata ya da semizotu salatası ve semizotlu-salatalıklı cacığa yer verilmelidir. Yüksek ısıda pişen ette serbest radikal denilen ve hücrelere zarar veren moleküller oluştuğundan, çiğ sebze ve salatalarla alınan C vitamini, bu oluşumlara karşı damar iç yüzeyinin korunmasına katkı sağlar. Ancak yine de kırmızı et porsiyonlarının kontrollü tüketilmesi gerekir.  </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">4-Doğru pişirme yöntemlerini seçin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Kurban etini pişirirken kızartma veya kavurma yerine haşlama, fırınlama ya da ızgara gibi sağlıklı yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan <span style="font-weight:normal">Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, </span>“Et kendi yağıyla pişirilmeli, ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi doymuş yağlar eklenmemelidir. Eğer mangal yapılacaksa, etin kömürleşmemesine ve ateşten en az 15 cm uzakta pişirilmesine dikkat edilmelidir” diyor. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">5-Gün içerisinde su tüketmeyi ihmal etmeyin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Bayram süresince artan protein tüketimi, böbreklerin iş yükünü artırıyor. Vücudun atıkları rahatça temizleyebilmesi ve sindirim sisteminin düzenli çalışabilmesi için çay ve kahve tüketiminin ötesinde, günde en az 2-2.5 litre su içmeye özen gösterilmelidir. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">6-Sakatat tüketimine dikkat edin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Bayramda etin yanı sıra sakatat tüketimi de oldukça yaygın. Ancak sakatatların kolesterol ve doymuş yağ içeriklerinin çok yüksek olduğu unutulmamalıdır. Özellikle koroner arter hastalığı, yüksek kolesterolü ve gut hastalığı olan kişilerin sakatat tüketiminden kaçınması veya porsiyonu oldukça küçük tutması gerekir. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><strong><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">7-Tatlı seçiminde hafif alternatiflere yönelin<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </strong></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Kırmızı et ağır bir öğün anlamına gelir. Bu ağır öğünün ardından hamurlu ve şerbetli tatlıların tercih edilmesi kan şekerinde ani dalgalanmalara ve kalp üzerinde ekstra yüke neden olabilir. O nedenle daha hafif olacağı için tercihinizi sütlü tatlılar, dondurma veya meyve bazlı tatlılardan yana yapın. </span></p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">8-Akşam öğünlerini daha hafif planlayın<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Eğer gün içinde veya öğle yemeğinde kırmızı et tüketildiyse, vücudu dinlendirmek adına akşam öğününü daha hafif planlayın. Akşam saatlerinde zeytinyağlı sebze yemekleri, çorba veya hafif bir salata tercih etmek, gece boyunca rahat bir uyku uyumanıza ve sindirim sisteminin yorulmamasına yardımcı olur. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">9-Yemekten hemen sonra uyumayın<span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Özellikle akşam yemeklerinden sonra hemen uzanmak veya uyumak, reflü şikayetlerini doğrudan tetikleyebilir. Et gibi sindirimi uzun süren gıdaların tüketilmesinin ardından, mide boşalmasına zaman tanıyarak yemek ile uyku arasında en az 3-4 saatlik bir zaman bırakın. </span><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28"><span style="font-weight:normal">10-Fiziksel aktiviteyi artırın <span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"> </p>

<p style="margin-bottom:11px; text-align:justify"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="background:white"><span style="line-height:11.0pt"><span style="color:#1c2b28">Bayramda da hareketten vazgeçilmemesi gerektiğini Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Bayram süresince alınan yüksek kalorilerin ve proteinin dengelenmesi, sindirim sisteminin aktif kalması için hareket etmek şarttır. Ağır yemeklerin ardından hemen oturmak yerine, gün içinde yapılacak 30-45 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler hem kan şekerini dengeler hem de sindirimi kolaylaştırır” diyor. </span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/bayramda-sindirim-sorununa-karsi-10-onlem_6a15fe34230bf.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/bayramda-sindirim-sorununa-karsi-10-onlem/6499</link>
                <pubDate>Tue, 26 May 2026 23:09:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Alerjik rinite karşı alınabilecek 6 önlem</title>
                                    <description>İlkbaharla birlikte çocuklu ailelerde alerji kaynaklı sorunlar artıyor. Özellikle polenlerin etkisiyle çocuklarda alerjik rinit görülme sıklığında belirgin bir yükseliş yaşanıyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş</b>, alerjik hastalıkların çocukların ve ailelerinin yaşam konforunu düşürdüğünü ve okula devamsızlığa da yol açabildiğini belirterek, uzun süren şikayetlerde mutlaka çocuk alerji uzmanına da başvurmalarını öneriyor. Bahar döneminde alınacak basit ama etkili önlemlerle, çocukların daha rahat bir süreç geçirebileceğini vurgulayan Dr. Sarıtaş, çocukları alerjik rinitten korumanın 6 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Polen saatlerini doğru yönetin</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Polen yoğunluğu özellikle sabah erken saatlerde (05:00-10:00) ve rüzgarlı havalarda artar. Bu saatlerde mümkünse çocukların dışarıda bulunmaması önemlidir. Ancak dışarı çıkması gerekiyorsa, açık alanlarda geçirilen süre sınırlandırılmalı, şapka ve güneş gözlüğü kullanarak polenlerle teması azaltılmalıdır. Çocukların, çimlerin yeni biçildiği alanda uzun süre kalmaması da önemli bir koruyucu adımdır. <b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Dışarıdan gelince temizlik rutini oluşturun</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Dış ortamdan eve dönüldüğünde ellerin ve yüzün yıkanması, kıyafetlerin değiştirilmesi polen temasını azaltır. Özellikle saçlar polenleri tuttuğu için akşam duşu, şikayetleri belirgin şekilde hafifletebilir.<b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Ev içinde polen kontrolünü sağlayın</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Pencereleri gün boyu açık tutmak yerine, kısa süreli havalandırma yapılmalı. Sık temizlik, mümkünse HEPA (yüksek verimli partikül tutucu) filtreli süpürge kullanımı ve hava temizleyiciler alerjen yükünü azaltmaya yardımcı olur.<b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Burun temizliği alışkanlığı kazandırın</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Tuzlu su (serum fizyolojik) ile günde bir-iki kez yapılan burun yıkaması, alerjenlerin burun mukozasından uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Doktor önerisiyle kullanılan burun spreyleri çocuklar için pratik bir seçenektir. Burun temizliği yaparken basınç uygulanmamalı, sıvı nazikçe verilmelidir. Çok sık ve sert sümkürmek burun iç yüzeyini tahriş edebileceğinden dolayı, çocuğa nazik temizleme alışkalığı kazandırılmalıdır. Bu yöntemler hem burun tıkanıklığını azaltır hem de çocuğun daha rahat nefes almasını sağlar. <b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Çamaşırları dışarıda kurutmamaya özen gösterin</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Bahar aylarında açık havada kurutulan çamaşırlar polenleri tutabilir. Bu da çocukların gece boyunca alerjenlere maruz kalmasına neden olabilir. Ancak mümkünse çamaşırların çocuktan uzak bir odada kurutulması ve kurutulduğu ortamın sık havalandırılması da alerjen birikimini azaltır. <b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Belirtileri hafife almayın, erken önlem alın</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş “Uzun süre hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve göz kaşıntısı gibi şikayetler varsa mutlaka Çocuk Alerji uzmanına başvurun. Çünkü bu tür şikayetler, soğuk algınlığı (nezle) ve grip gibi hastalıklarla karıştırılabildiği için çoğu zaman ‘kendiliğinden geçer’ diye bekleniyor ya da gereksiz ilaç kullanımıyla alerji tedavisiz kalabiliyor. Oysa erken dönemde alınan önlemler ve doğru tedavi ile hem şikayetler kontrol altına alınır hem de yaşam kalitesi korunur” diyor. </span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/alerjik-rinite-karsi-alinabilecek-6-onlem_6a100d1c79793.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/alerjik-rinite-karsi-alinabilecek-6-onlem/6420</link>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:58:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Astımın 4 belirtisine dikkat!</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astım, akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan, ataklarla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığı olarak tüm yaş gruplarını etkileyen en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alıyor. Hava yolu duvarlarında mikrobik olmayan iltihap sonucu gelişen şişlik, nefes almayı zorlaştırırken; hastalık zaman zaman alevlenmelerle seyrederek yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Dünya genelinde görülme sıklığı ülkelere göre yüzde 1- 18 arasında değişen astımın, gelişmiş ülkelerde daha yaygın görüldüğü biliniyor. Türkiye’de ise erişkinlerde astım görülme sıklığının yüzde 6- 11 arasında olduğu belirtiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. A. Füsun Ülger, "5 Mayıs Dünya Astım Günü” nedeniyle, astım hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi vererek, hastalığın doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini vurguladı.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Astım habercisi olan bu 4 belirtiyi ihmal etmeyin!</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astımın en yaygın belirtileri arasında şunlar vardır;</span></p>

<ol>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Tekrarlayan nefes darlığı, </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Nefes alıp verirken hırıltı ya da ıslık sesi,</span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Göğüste baskı hissi,</span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">İnatçı öksürük </span></li>
</ol>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Özellikle egzersiz sonrası, soğuk havaya maruziyetle ya da belirli tetikleyicilerle ortaya çıkan bu belirtiler göz ardı edilmemelidir. Her öksürük basit bir durum olmayabilir. Tekrarlayan ve belirli koşullarda artan solunum yakınmaları astım açısından değerlendirilmelidir. </span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Atakları birçok faktör tetikleyebiliyor</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astım ataklarının gelişiminde hem kişisel hem çevresel faktörler rol oynuyor. Genetik yatkınlık, cinsiyet ve obezite bireysel risk faktörleri arasında yer alırken; polenler, ev tozu akarları, sigara dumanı, hava kirliliği, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve beslenme tarzı çevresel riskler arasında yer alıyor. Mevsim geçişleri, iklim değişikliği ve hava kirliliği de astım belirtilerini artırabilen önemli unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle polen dönemlerinde ve hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde astım hastalarının daha dikkatli olması gerekiyor. </span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Sigara, obezite ve yanlış ilaç kullanımı astım kontrolünü zorlaştırıyor</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astımı tamamen kontrol altında olan hasta sayısı dünyada ve ülkemizde hala istenen düzeyde değildir. 4 astımlıdan biri yılda bir kez astım alevlenme (atak) nedeniyle acil servise başvurmaktadır. Astım kontrolünü güçleştiren etkenler arasında ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmamasının yanı sıra, sigara dumanı, alerjenler ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak ve obezite sayılabilir. Ülkemizde astımlı hastaların %10’undan fazlasının sigara içmekte olduğu ve %30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalarda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astımlı bir hastanın gündüzleri astım yakınmasının bulunmaması, gece astım nedeni ile uykudan uyanmaması, hastalığı tedavi eden ve kontrol altında tutan ilaçları kullanırken ayrıca sık olarak hızlı etkili nefes açıcı ilaçlara gereksiniminin olmaması, nefes ölçüm testlerinin normal olması ve günlük işlerini engellenmeden yapabilmesi hastalığın tam kontrol altında olduğunu göstermektedir.  </span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Astım konusunda bu noktalar önemli!</b></span></p>

<ol>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Diğer hastalıkların incelenmesi:</b> Astıma eşlik eden ve astımla karışan hastalıkların gözden geçirilmesi. </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Çevre faktörü:</b> Hastanın tetikleyici faktörlerden uzak durması için yeterli önlemlerin alınması. </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>İlaç uyumu:</b> Hastanın kendisine önerilen ilaçları uygun dozlarda alıp almadığı. </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Teknik uyum:</b> Hastanın inhaler ilaçlarını doğru teknikle alıp almadığı. </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Atopi incelemesi:</b> Astım hastalığının atopik bireylerde ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Çocuklarda astımın %80’i alerjik iken, erişkinlerde bu oran %50 civarında olması astım tanısı araştırılırken atopik incelemenin önemini ortaya koymaktadır. </span></li>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Basamak tedavisi ve uzman doktor takibi:</b> Uzman doktor tarafından düzenli kontrollerinin yapılmaması ve basamak tedavisine uyulmaması önemli bir sorundur. Astım kronik bir hastalıktır ve çoğu zamanda kronik tedaviye gereksinim vardır.</span></li>
</ol>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Tedavide amaç yalnızca atakları durdurmak değil, önlemek</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Güncel astım tedavisinde temel hedef; hava yolu iltihabını baskılamak, semptomları azaltmak ve atak gelişimini önlemek. Bu doğrultuda tedavide kontrol edici ilaçlar ve rahatlatıcı ilaçlar birlikte değerlendiriliyor. İnhale kortikosteroidler, kombine inhaler tedaviler ve lökotrien reseptör antagonistleri sık kullanılan kontrol edici tedaviler arasında yer alırken; hızlı etkili nefes açıcı ilaçlar ani semptomlarda rahatlama sağlayabiliyor. Ancak yalnızca kurtarıcı ilaç kullanımına dayalı yaklaşımı doğru değil, sık ihtiyaç duyulması astımın iyi yönetilmediğinin göstergesi olabilmektedir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Günlük yaşam alışkanlıkları tedavinin bir parçası</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Astım yönetiminde yalnızca ilaçlar değil yaşam tarzı da önemli rol oynuyor. Ev içi alerjen yükünün azaltılması, düzenli temizlik yapılması, toz birikiminin önlenmesi, tahriş edici kimyasallardan uzak durulması ve sigara dumanından korunma öneriliyor. Temizlikte yoğun kimyasal içeren ürünler yerine daha az tahriş edici, kokusuz ve hipoalerjenik ürünlerin tercih edilmesi de hassas hava yolları açısından önem taşıyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal"><b>Egzersiz ve beslenme astım kontrolünü destekliyor</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Uygun egzersiz ve sağlıklı beslenme, astım kontrolüne olumlu katkı sağlıyor. Düzenli fiziksel aktivitenin akciğer kapasitesini artırıyor, bağışıklığı destekliyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Yüzme, yoga, bisiklet ve kontrollü takım sporlarının astımlı bireyler için uygun seçenekler olabilirken, egzersiz planı, hekim önerileri doğrultusunda yapılması gerekiyor. Astım ihmal edilmemeli; erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceği unutulmamalıdır.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/astimin-4-belirtisine-dikkat_6a0b071eb1efa.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/astimin-4-belirtisine-dikkat/6325</link>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 15:31:35 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar alerjisinde doğru sanılan yanlışlar ve önlemler</title>
                                    <description>Baharın gelişiyle doğa canlanırken, ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havadaki yoğunluğu zirveye ulaşıyor, milyonlarca kişi için alerji şikayetleri artıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek,</b> burun akıntısı, uzayan öksürük, hapşırma, gözlerde sulanma, kaşıntı hatta nefes almada zorluk gibi şikayetlerin bahar mevsiminde yaygınlaştığını, bazı kişilerde astım ataklarını da tetikleyebildiğini söylüyor. Özellikle ilkbaharda artan polenlerin yalnızca dışarıyla sınırlı kalmadığını, evin içinde de gizli ve önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tülek “Bahar alerjisinde en büyük sorun; yanlış bilgilerle hareket edilerek alerjenlere maruz kalmaktır. Oysa doğru bilgilenme ve basit önlemlerle alerji yönetimi kolay ve etkili hale gelir” diyor. Prof. Dr. Baykal Tülek, bahar alerjisinde doğru sanılan 8 yanlışı anlattı ve basit ama etkili önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:115%"><b>Alerji sadece baharda olur: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Bu en yaygın yanılgılardan biridir. Bahar aylarında polenler arttığı için şikayetler belirginleşse de alerji yılın sadece bu dönemine özgü değildir. Ev tozu akarları, küf, evcil hayvan tüyleri ve hava kirliliği gibi faktörler dört mevsim etkisini sürdürebilir. Bu nedenle yalnızca bahara odaklanmak, alerjinin gerçek kaynağını gözden kaçırmaya neden olabilir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Polene karşı ev içinde güvendeyiz: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 14px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU: </b>Sanılanın aksine polenler sadece dış ortamda kalmaz. Saç, cilt ve kıyafetler aracılığıyla evin içine taşınır ve özellikle yatak, koltuk ve perdelerde tutunarak etkisini sürdürür. Kişinin dışarı çıkmadığı günlerde bile şikayetlerinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle eve dönüşte duş almak, kıyafet değiştirmek ve ortam hijyenini sağlamak en az dışarıdaki korunma kadar önemlidir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 14px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Alerji sadece burun akıntısı ve hapşırmadan ibarettir: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Alerji, yalnızca basit bir nezle gibi düşünülmemelidir. Gözlerde kaşıntı ve sulanma, uzayan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı, uyku bozukluğu ve günlük performansta düşüş gibi çok daha geniş bir etki alanına sahiptir. Özellikle astım ile ilişkili durumlarda, alerji ciddi solunum problemlerine zemin hazırlayabilir.</span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>İlaçlar tek başına yeterlidir: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Prof. Dr. Baykal Tülek “Alerji tedavisinde ilaçlar önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Ne bir hava filtresi ne de tek bir ilaç tüm sorunu ortadan kaldırır. Çevresel önlemlerle desteklenmeden, sadece geçici rahatlama sağlar. Kalıcı iyilik hali için; alerjenle temasın azaltılması, yaşam alanının düzenlenmesi ve günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi gerekir. En etkili yaklaşım, doğru tedavi ile doğru yaşam düzeninin birlikte uygulanmasıdır” diyor.</span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Pencereyi açıp evi havalandırmak her zaman iyidir: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 14px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU: </b>Temiz hava almak sağlıklı olsa da polen yoğunluğunun yüksek olduğu bahar aylarında açık pencereler tam tersine alerjenleri içeri taşır. Özellikle sabah saatlerinde havalandırma yapmak, evin içindeki polen yükünü artırabilir. Bu nedenle havalandırma saatleri ve yöntemi mevsime göre planlanmalıdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Maske sadece viral enfeksiyonlu hastalar için gereklidir: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Pandemiyle birlikte hayatımıza giren maskeler, aslında alerji hastaları için de önemli bir koruyucudur. Çoğu kişinin tercih etmediği maske kullanımı, basit ama etkili bir korunma yöntemidir. Özellikle yoğun polen dönemlerinde dışarıda maske kullanmak ya da süpürge filtresi temizliği gibi yoğun alerjene maruz kalma anlarında maskeler solunan alerjen miktarını azaltabilir. </span></p>

<p style="margin-bottom: 14px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b> </b></span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Alerji zamanla kendiliğinden geçer: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek “Bazı kişiler belirtilerin zamanla azalacağını düşünerek doktora başvurmaz, önlem almayı erteler. Oysa kontrol altına alınmayan alerji, zamanla daha şiddetli hale gelebilir ve alt solunum yollarını etkileyerek astım gibi daha ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir. Alerjiye karşı erken önlem almak ve süreci doğru yönetmek bu nedenle büyük önem taşır” diyor. </span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt"><b>Burun açıcı spreyler ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi gelir: YANLIŞ!</b></span></li>
</ul>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>DOĞRUSU:</b> Hızlı rahatlama sağladığı için sık tercih edilen burun açıcı spreyler, bilinçsiz kullanıldığında tam tersi etki yaratabilir. Uzun süreli kullanım burunda “geri tepme” etkisine yol açarak tıkanıklığı artırabilir ve bağımlılık benzeri bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle bu tür ürünler kısa süreli ve kontrollü kullanılmalıdır.</span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Bahar alerjisine karşı 10 etkili önlem!</b></span></p>

<p style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"><b>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Baykal Tülek, </b>bahar alerjisine karşı 10 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkarken maske ve güneş gözlüğü takmak</span></li>
</ul>

<ul>
	<li style="margin-left: 21px; margin-bottom: 13px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Dışarıdan geldikten sonra duş almak ve kıyafet değiştirmek </span></li>
</ul>

<p style="margin-left: 48px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt"> </span></p>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 11px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.05pt">Burun içini salin solüsyonu (serum fizyolojik) ile temizlemek</span></li>
</ul>

<ul>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Ev ve araçta camları kapalı tutmak </span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Polen filtreli hava temizleyicileri kullanmak</span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Çamaşırları dışarıda kurutmamak</span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Evde nem oranını kontrol altında tutmak</span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Nevresimleri en az 60 derecede yıkamak,</span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Toz tuttuğu için evde halı ve peluş oyuncak bulundurmamak</span></li>
	<li style="margin-bottom: 12px; text-align: justify;"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:20px;"><span style="color:#000000;"><span style="background:white"><span style="line-height:10.8pt">Doktorun önerdiği tedavi yöntemini uygulamak</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseritelgraf.com/media/2026/05/post6216_6a05ac5735423.jpg</image>
                                <category>Sağlık-Yaşam</category>
                <author>Kayseri Telgraf</author>
                <link>https://www.kayseritelgraf.com/bahar-alerjisinde-dogru-sanilan-yanlislar-ve-onlemler/6216</link>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 14:04:46 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
