Yeşilay Cemiyeti tarafından düzenlenen ‘Bağımsızlık Seferberliği’ Kayseri Modeli Lansmanında konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, “Kayseri'de el birliğiyle beraber her sokağa, her mahalleye girelim. Dokunabildiğimiz kadar çocuğa, dokunabildiğimiz kadar insana dokunalım. Onları bağımlılıktan koruyalım, koruyamıyorsak kurtaralım. Bir insanın yapabileceği en büyük iyilik budur, görebileceği en güzel rüya budur” dedi.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından Kadir Has Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda ‘Bağımsızlık Seferberliği’ Kayseri Modeli Lansmanı düzenlendi. Düzenlenen programa Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Yeşilay Bölge Koordinatörü Bahar Akgül, Yeşilay Kayseri Şube Başkanı Mehmet Çifçi, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, Klinik Psikolog Beyza Nur Ceviz, Psikolojik Danışmanlar Zeynep Birol Altın ve Bulut Akdoğan, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri, eğitimcilerle öğrenciler katılım sağladı.
İnsanın hedefi olduğu takdirde bütün zorlukların üstesinden gelebileceğini ifade eden Başkan Dinç, bireyin hedefi/ideali olmadığı takdirde en ufak sorunda hayattan/kendinden kopabileceğini belirterek “Bu nedenle hep beraber rüya görelim, hep beraber hayal kuralım. Kayseri'de el birliğiyle beraber her sokağa, her mahalleye girelim. Dokunabildiğimiz kadar çocuğa, dokunabildiğimiz kadar insana dokunalım. İnsanların hayatını zenginleştirelim. Onlara yapabileceğimiz en büyük iyiliği yapalım. Onları bağımlılıktan koruyalım, koruyamıyorsak kurtaralım. Bir insanın yapabileceği en büyük iyilik budur, görebileceği en güzel rüya budur, en büyük hedef budur” dedi.

Gençlerin yetenek, bilgi, kabiliyet, enerji, ilgi ve ilişki anlamında hazır oldukları takdirde hayata dair büyük eserler bırakabileceklerini ifade eden Başkan Dinç, “Duvarları çok güzel eserlerle boyayacaksınız. Çok güzel yazılar yazacaksınız. Ama yoksa böyle bir hazırlık, o zaman bırakın duvarı boyamayı, doldurmayı; fark etmeyeceksiniz bile. Kendinizi hazırlarsanız, özellikle bu dönemde ve sonrasında kaç yaşında olursanız olun; ilgilerinizi, imkanlarınızı, becerilerinizi, kabiliyetlerinizi geliştirirseniz bir sürü duvar karşınıza çıkacak. Anahtar işimiz, en büyük hazinemiz; kendimize söz geçirme meselemiz. Bu salondaki herkes neyin doğru, neyin yanlış olduğunu biliyor. Neyin güzel, neyin çirkin olduğunu biliyor. Ne yapması gerekiyor, ne yapmaması gerekiyor bunu biliyor; hepiniz, A'dan Z'ye hepiniz, en gencimizden en yaşlımıza kadar hepimiz. Ama bu davranışlarımızı hayata dökmek konusunda, doğru bildiğimiz gibi yaşamak noktasında problemlerimiz var. Kendimize söz geçirmek, dürtülerimizi kontrol etmek, hazlarımızı ertelemek konusunda büyük açmazlarımız var. Bu dönemin insanının imtihanı, bilgiye ulaşmak imtihanı değil; bildiğini yaşamak imtihanı, kendine söz geçirmek imtihanı. Eflatun’un dediği gibi; en kolayı dünyayı, en zoru ise kendimizi yönetmektir” diye konuştu.














