Bürüngüz Caminde kılınan gıyabi cenaze namazına, Eğitim Bir-Sen üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Ardından açıklamalarda bulunan Şube Başkanı Mehmet Emin Aslantürk, “Bugün burada yüreklerimizi yakan saldırıların ardından Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da şehit düşen öğretmenimiz ve öğrencilerimiz için bir araya geldik. Rabbimizden onlara rahmetiyle kuşatmasını, geride kalanlara sabır ihsan etmesini diliyoruz. Bulunduğumuz bu mübarek mekanın manevi atmosferine yakışır bir vakar ve sükunetle hareket ediyoruz. Bizler, acıyı paylaşarak hafifleten bir anlayışın temsilcileriyiz. Bugün burada, kaybettiğimiz canlar için gıyabi cenaze namazı kıldık, aynı zamanda dualarımızla kaybettiğimiz canları rabbimize emanet ediyoruz. Bu vesileyle, eğitimin ve öğretmenin değerini her fırsatta hatırlatan Diyanet yetkililerine teşekkür ediyoruz. Zira dinimizin ilk emri ‘Oku’dur. Öğretmenlik, peygamber mesleğidir. Hz. Ali’nin ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ sözü ilme ve öğretmene verilen değerin en güçlü ifadesidir” diye konuştu.
“ÇOCUKLARIMIZI ASLA YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”
Sözlerini sürdüren Aslantürk, “Eğitimciler olarak 3 gün iş bırakarak okullarımızın güvenliği konusunda gerekli önlemlerin alınmasını ve sanal ortamların takip edilmesini ve okullarımıza sahip çıkılması konusundaki hassasiyetimizin işitilmesini sağlamaya çalıştık. Nitekim verdiğimiz mesajların karşılık bulmaya başladığını, şiddete karşı köklü bazı tedbirlerin alındığını ve yenilerinin de alınacağını görmekteyiz. Devletimizin dijital bataklıkların kurutulması için verdiği mücadeleyi destekliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Eğitim çalışanları olarak bizler, çocuklarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Her zamankinden çok daha büyük bir inanç ve istekle okullarımızda görevimizin başında olacağız. Okullarımıza sahip çıkmaya ve şer odaklarının kirli oyunları karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Özellikle dijital terörün getirdiği tehditlere karşı toplumun tüm kesimlerinin üzerine düşen görevlerin altını çiziyoruz. Sanal dünyadaki kirli oyunların yönlendirdiği saldırılar karşısında herkesi çocuklarımıza, okullarımıza ve eğitim çalışanlarına sahip çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“YAŞADIĞIMIZ OLAY ŞİDDETİN SON ÖRNEĞİ OLMALIDIR”
Eğitimin önemine değinen Aslantürk, “Eğitim sadece okulda değil, hayatın her alanında korunması gereken bir değerdir. Okullarımıza yönelen saldırılar milletimizin bekasına yönelik saldırılardır. Milletimizin bekasını gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği her şeyin üzerindedir. Mecliste 15 yaş altına sosyal medya kullanımına sınırlama getiren düzenleme karşısında, kısa süre önce ‘Okullar karakol değil, eğitim polis nezaretinde sürdürülmez’ diyen bazı çevrelerin çelişkili tutumu aziz milletimizin takdirine sunulmuştur. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye ve öğretmene karşı şiddetin son örneği olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırıdan korunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Bu şiddet sarmalı bir milli güvenlik meselesi olarak görülmeli ve nesillerin geleceği için milli bir seferberlik başlatılmalıdır. Başta ilgili kamu kurumları olmak üzere eğitimin tüm paydaşlarının katılımıyla çocuklarımıza, gençlerimize, ailelerimize ve kurumlarımıza yönelik saldırılara karşı kapsamlı bir acil eylem planı hazırlanarak ivedilikle hayata geçirilmelidir” dedi.
“TBMM’DE GÖRÜŞÜLEN DÜZENLEMELER BİR AN ÖNCE YASAYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR”
Sözlerine devam eden Aslantürk, şöyle konuştu: “Okul bazlı olarak ortaya çıkan bu menfur saldırı, kurumlarımızın fiziki ve dijital güvenlik alanındaki açıklarını acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Dijital mecralar üzerinden yürütülen istismar, tehdit ve akran zorbalığına karşı kurumlarımız ve toplumun tüm kesimleri sorumluluk almalıdır. Sanal ortamın çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan tehdit ve tehlikelerine karşı TBMM’de görüşülen düzenlemeler bir an önce yasaya dönüştürülmelidir. Hiyerarşik ve ötekileştirici yapılar üreten dijital platformların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde araştırılmalı; “oyun” adı altındaki bu sinsi platformlarla etkin mücadele yürütülmelidir. Dijital oyunlar zorunlu içerik denetiminden geçirilmelidir. ‘Çocuklar İçin Uygundur’ sertifikası bulunmayan oyunların satışı ve erişimi engellenmelidir. Okul polisi uygulaması zorunlu hale getirilmelidir. Eğitim-Bir-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz. Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: