İnme, beynin bir kısmına giden kan akışının aniden kesilmesi ya da beyin damarlarında kanama meydana gelmesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir nörolojik sağlık sorunudur. Halk arasında “beyin felci” olarak da bilinen inme, dünya genelinde ölüme sebebiyet veren ikinci ve yetişkin yaşta kalıcı engelliliğe sebebiyet veren hastalıklar arasında birinci sırada yer alıyor.
Her yıl milyonlarca insanı etkileyen inme, yalnızca ileri yaş grubunun değil; genç ve aktif bireylerin de karşı karşıya kalabileceği önemli bir sağlık riski olarak öne çıkıyor.
İnme günlük yaşamın akışını değiştirebilir
İnme, yalnızca hareket kaybı ya da konuşma bozukluğu ile sınırlı kalmıyor. Beyinden vücuda ve vücuttan beyne iletilen sinyallerde oluşan kesinti; hareket, konuşma, düşünme, algılama, duygular, davranışlar ve günlük yaşam üzerinde çok yönlü etkilere yol açabiliyor.
İnme sonrasında dikkat, hafıza, problem çözme ve algılama gibi bilişsel işlevlerde bozulmalar görülebiliyor. Kişinin kendini ifade etme biçimi, iletişimi, duygusal tepkileri ve davranışları değişebiliyor. Bu nedenle inme, yalnızca fiziksel değil; bilişsel, psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Erken müdahale hayat kurtarıyor
İnmede zaman, tedavi başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Beyin hücreleri, kan akışının kesilmesinden kısa süre sonra zarar görmeye başlıyor. Bu nedenle belirtilerin fark edildiği anda vakit kaybetmeden acil yardım çağrılması hayati önem taşıyor.
Ani gelişen belirtilerin inmenin erken sinyalleri olabileceğini vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Giray; “İnmenin en yaygın belirtilerinden olan yüzde kayma, kolda güçsüzlük ve konuşma bozukluğunun ihmal edilmemesi, inme belirtisi olabileceği düşünülerek dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bunun yanı sıra ani görme kaybı, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi ve denge kaybı gibi belirtiler de inme işareti olabilir. İnmede zaman ise en kritik faktördür; her bir dakikada 1,9 milyon beyin hücresi zarar görmektedir. Bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden 112 Acil’in aranması hayati önem taşıyor” diyor.
“İnme her yaşta görülebilir”
Prof. Dr. Giray, inmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor:
“Toplumda inmenin yalnızca ileri yaşta görüldüğü düşünülüyor. Oysa tüm inmelerin önemli bir bölümü kendini sağlıklı hisseden 18-65 yaş arasındaki bireylerde ortaya çıkıyor. Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi, belirtilerin tanınması ve hızlı hareket edilmesi büyük önem taşıyor. Biz de “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyamızla inmenin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor; belirtileri tanımanın, zaman kaybetmeden acil yardım çağırmanın ve inme sonrası iyileşme sürecini bütüncül yaklaşımla desteklemenin önemini vurguluyoruz.”
Daha fazla bilgi için inme.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Yorumlar
Kalan Karakter: