Saadet Partisi Genel Başkanı ve Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.
Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde;
“GÜÇLÜ DEVLET, VATANDAŞINA YÜK OLAN DEĞİLDİR, GÜÇLÜ DEVLET VATANDAŞINA YOL AÇANDIR”
“Ülkemizin dört bir tarafını dolaşıyoruz, insanları dinliyoruz… Esnafımız dertli, birçok esnafımız neredeyse siftah yapamadan kepenk kapatıyor. Çiftçimiz dertli, çünkü bir kilo gübre 35 lirayı aşmış, bir litre mazot 80 lirayı aşmış, hal böyle olunca, çiftçimizin ürünü ya tarlada kalıyor ya da yok pahasına satılıyor. Sanayicimiz dertli, çünkü üretemiyor, ürettiği ile hammadde alamıyor. Savaştan önce güç bela ayakta duran sanayicimiz, savaşla birlikte tamamen iflasın eşiğine gelmiş durumda.
Bugün ülkemiz, yalnızca sorunları konuşan değil, yönünü tayin eden bir siyasete ihtiyaç duyuyor. Türkiye’nin sorunu ne sadece ekonomidir ne de geçici krizlerdir. Türkiye’nin sorunu, yönetemeyen bir yönetim anlayışıdır. Bugün bu ülkede mesele; yoksulluğu anlatmak değildir. Herkes zaten yoksulluğu yaşıyor. Mesele, bu yoksulluğu üreten düzeni değiştirme cesaretini göstermektir ve biz o cesarete sahibiz.
Türkiye kaynak fakiri bir ülke değildir, Türkiye, yanlış yönetilen bir zenginliktir. Bu ülke üretmiyor değil; üretenin önü kesiliyor. Bu ülke çalışmıyor değil; çalışanın hakkı yeniyor.Gençler bu yüzden umutsuz. Neden? onlara sadece sabır telkin ediliyor, gelecek sunulmuyor. Şunu unutmayalım: Gençlerine umut veremeyen hiçbir iktidarın geleceği yoktur.
Ekonomi…Her yıl “seneye düzelecek” denilen ekonomi, artık bir politika olmaktan çıkmış, bir oyalama taktiğine dönmüştür.
Biz oyalamayacağız. Borçla büyüyen değil, üreterek güçlenen bir ekonomi kuracağız.Faiz lobilerini değil, üreticileri destekleyeceğiz. Vergiyi artırarak değil, adaleti sağlayarak büyüyeceğiz.
Güçlü devlet, vatandaşına yük olan değildir, güçlü devlet vatandaşına yol açandır. Tekrar söylüyorum: Adalet yoksa ekonomi de yoktur. Hukukun olmadığı yerde yatırım olmaz.Güvenin olmadığı yerde üretim olmaz. İnsanların yarınından korktuğu bir ülkede hiçbir reform kalıcı olmaz.”
“İSRAİL'İ TANIMAKTAN VAZGEÇİN”
“Siyonizm’in saldırıları, İsrail yalnızlaştırılmadıkça sona ermeyecektir. Bugün; Filistin’in yok edilmesine göz yumanlar, yarın çok daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacaktır.Biliyorsunuz Küba 1973'te İsrail’i tanımayı bırakan ilk ülke olmuştu. Türkiye ise 1949’dan beri İsrail'i bir devlet olarak tanıyor. Buradan bir çağrıda bulunmak istiyoruz!Türkiye, kurulduğu günden itibaren bölgemize sadece savaş ve gözyaşı getiren, İsrail terör devletini tanımayı derhal bırakmalıdır. Aynı zamanda uluslararası arenada girişimlerdebulunarak ülkeleri; “İnsani değerleri tanımayanları, tanımamaya” davet etmeli ve diğer ülkelere öncülük etmelidir. Bu konuda; Türkiye Cumhurbaşkanını “İnsanlık İttifakı'nın Lideri” olarak görenlere de TBMM’den seslenmek istiyorum: İnsanlığa Liderlik icraatla olur! Buyurun! Güney Afrika’nın uluslararası mahkemelerde gösterdiği cesareti,İspanya’nın ve İtalya’nın kararlı duruşunu siz de diplomaside gösterin İsrail’i tanımayı bırakın! Başta biz olmak üzere 85 Milyon sizi ayakta alkışlasın!”
“ESNAFIMIZI SUSTURARAK EKONOMİYİ DÜZELTEMEZSİNİZ”
“Mecliste milletvekillerimizi konuşturmadığı gibi, Sokakta da vatandaşlarımızı susturuyor…
Hatırlarsınız, geçtiğimiz aylarda Çorum'da yaşanan bir hadiseden bahsetmiştim; Bir esnaf aynı zamanda bizim teşkilat mensubumuz Murat kardeşimizin çektiği bir videodan dolayı başına gelenleri anlatmıştım. Murat kardeşimiz hakkında, bu video yüzünden;
"Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan 4,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Davası bugün görülecek. Çorum Defterdarlığı, Vergi Dairesi Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü işi gücü bırakmış bu videoyu değerlendirmiş ve murat kardeşimiz hakkında iddianame hazırlamış. Sonuç? "Videonun gerçeği yansıtmadığı, kurgudan ibaret olup, karalayıcı olduğu anlaşıldı" denmiş. Bu kararı alanlara sesleniyorum; Karalayıcı olan bu video değil, karalayıcı olan sizin vicdanınız ve adalet teraziniz! Koltuklarınızdan kalkın esnafımıza bir sorun bakalım, siz mi halkı yanıltıyorsunuz yoksa Murat kardeşimiz mi?Kepenk kapatan esnafımızı mahkemelerde açtığınız davalarla susturarak ekonomiyi düzeltemezsiniz. Bu yaptığınız esnafa zulümdür.”

“BU ÜLKENİN GENÇLERİ ARTIK SLOGAN DİNLEMEK İSTEMİYOR”
“Bizim iktidarımızda; adalet sistemi, tartışmaların konusu değil, devletin omurgasının konusu olacaktır. Dış politikada savrulma dönemi bitecektir. Türkiye rüzgâra göre yön değiştiren bir ülke olmayacaktır. Biz tepkisel değil, stratejik bir akıl inşa edeceğiz. Çünkü güçlü devlet, bağıran değil; oyunu kuran devlettir. Ve gelelim ülkemizdeki en kritik noktaya… Bu ülkenin gençleri artık slogan dinlemek istemiyor. Gençlerin boş vaatlere, ezber cümleleretahammülü kalmadı. Gençler netlik istiyor. Samimiyet istiyor. Yol haritası istiyor. İşte biz o yolu çizmeye geliyoruz. Bizim siyasetimiz, geçmişin tekrarından ibaret olmayacak. Bizim bu ülkeye vaadimiz “kriz yönetmek” değildir, bizim bu ülkeye vaadimiz “kriz üretmeyen bir sistem” kurmaktır. Bizim iktidarımızda şunu herkes bilsin: Bu ülke korkuyla yönetilmeyecek.
“İKTİDAR, DIŞ KRİZLERİ BİR KALKAN GİBİ KULLANIYOR”
“Savaşları ve gerilimleri, İçerideki başarısızlıkların üstünü örtmek için bir perde haline getiriyor. Ama biz o perdeyi kabul etmiyoruz. Dış tehdit söylemleriyle içeride hesap vermekten kaçamazsınız. Gerçek liderlik, bahaneye sığınmak değil, her şartta sorumluluk almaktır. Bizim iktidarımızda; Türkiye krizlerin arkasına saklanan bir ülke olmayacak.
Türkiye krizleri yöneten, lider ülke olacak. Bu ülkenin problemi sadece yanlış kararlar değil.
“RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU NEREDE?”
“Medya, internet ve tüm dijital platformlar öldüren bir eğlenceye dönüştü, Bunların hiçbirisi masum değil, hepsi adeta kültürel bir terör aygıtına dönüştü, Gündüz kuşağıprogramlarıda, dizilerde birer kültürel operasyon. Reyting uğruna mahremiyet satılıyor.Ahlak, ekran başında adım adım çözülüyor. Şiddet sıradanlaştırılıyor. Aldatma normal gösteriliyor. Evlilik dışı ilişkiler cazip hale getiriliyor. Hayasızlık “hikâye” diye paketleniyor.
Ne yapılsınmış, halkın tercihi bu yöndeymiş? Milletimiz size gelip, şiddeti, fuhuşu, entrikayı, haksızlığı, hırsızlığı, caniliği, gayrimeşru ilişkileri, ifşayı mı talep ediyor? Bu akışa kim dur diyecek? Bu aldatmaya kim son verecek? Bunun için kaç 25 yıl daha iktidarda kalmanız gerekiyor? Keşke bu yaşananlar sadece ekranda kalsa ama bunlar dizide durduğu gibi durmuyor… Dizilerden, aileye taşınıyor, sokağa taşınıyor, okula taşınıyor…İşte dün Siverek’te hepimizin kanını donduran olay! Bugün Türkiye’de uzun namlulu silahla okul basılıyor, önüne gelene kurşun sıkılıyor ve 16 insanımız hedef oluyor…Çocuklarımız, polisimiz, öğretmenlerimiz…Ne oluyoruz Allah aşkına? “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir millettin evlatları ne zaman öğretmene kurşun sıkar hâle geldi?Bugün; okullarımız aksiyon filmi setlerini aratmıyor. Kalem tutması gerekenler eller silah tutuyor, AK Partili idarecilere sesleniyorum: “Önce Ahlakve Maneviyat” prensibi merkeze alınmadıkça bu ahlaksız dizilere, gündüz kuşağıprogramlarına müdahale edilmedikçe ne sağlıklı bir nesil yetiştirebilirsiniz ne de bu şiddete son verebilirsiniz. Eğitimde, medyada, siyasette, belediyede, mecliste, sokakta;Kısacası her alanda; “Önce Ahlâk ve Maneviyat” demeden yaptığınız icraatların sonucu işte;Bugün yaşananlardır.”
SİYONİSTLER VE EMPERYALİSTLER İÇİN ATEŞKES; GÜÇ TOPLAMAK İÇİN BİR MOLADAN İBARETTİR”
“Ülkemizde bunlar yaşanırken, bölgemizde tansiyon gittikçe yükseliyor. ABD ve terörist İsrail’in bölgemiz hakkındaki kanlı planları, bugün sadece bölgemiz için değil, tüm dünya için bir tehdittir. Ve bu ülkelere karşı net bir duruş ortaya konulmadıkça bu tehdit devam edecektir. Çünkü karşımızdakiler uluslararası hukuku yok sayıyorlar, her türlüantlaşmayı ihlal ediyorlar, savaş suçlarını normalleştiriyorlar, ahlâk ve vicdan yoksunu bir şekilde hareket ediyorlar. Bakınız, İsrail ve Gazze arasında bir ateşkes antlaşması yapıldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: