Akşamın turuncu ışığı mutfağın penceresinden içeri süzülüyordu. Tencerede kaynayan yemeğin sesi, evin içindeki sessizliği bölüyordu.
Kayseri'de
Anne, her zamanki gibi mutfakta… Elinde bıçak, önünde tahta… Kuru soğanı ikiye bölüyor, ince ince doğruyordu.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Bir yandan soğanın yakıcı kokusu, bir yandan hayatın yükü…
Beyazşehir'de
Son günlerde evde garip bir şey oluyordu..!
Pazardan alınan kuru soğanlar hızla tükeniyordu. Anne önce fark etmedi. “Demek ki çok kullanıyorum,” dedi kendi kendine. Ama torba her seferinde eksik çıkıyordu.
Bir gün dayanamadı. Küçük kızını sessizce takip etti.
Minik ayaklar mutfağa girdi. Çocuk etrafına bakındı. Kimse yoktu. Soğan torbasından birkaç tane aldı. Çöp kovasının kapağını usulca kaldırdı… Ve birer birer attı.
Anne şaşkınlık içinde donup kaldı.
Eski Sanayi'de esnaflık yapan Baba Akşam eve geldiğinde konu açıldı.
Anne yumuşak ama meraklı bir sesle sordu:
— “Kızım, neden soğanları çöpe atıyorsun?”
Küçük kız başını eğdi. Parmaklarını birbirine doladı. Bir süre sustu. Sonra gözlerini kaldırdı. O gözlerde masumiyet vardı, ama aynı zamanda büyük bir yürek…
— “Annem evde iki defa ağlıyor…” dedi.
Anne ile baba birbirine baktı.
— “Bir, babam kızınca ağlıyor… Bir de soğan kesince ağlıyor…
Babam büyüyünce kızmayı bırakır belki ama ben şimdi büyüyene kadar soğanları çöpe atarsam annem hiç ağlamaz sandım…”
O an zaman durdu.
Babanın yüzü soldu. Annenin gözlerinden süzülen yaş bu kez soğandan değildi. Bir çocuğun kalbi, koca bir dünyadan daha büyüktü.
O küçük yürek, annesinin gözyaşına dayanamamıştı.
Anne sevgisi büyük derler…
Ama o gün anlaşıldı ki, evlat sevgisi de en az onun kadar derin, en az onun kadar fedakârdı.
Anne, kızını kucağına aldı. Saçlarını okşadı.
— “Ben soğandan ağlıyorum yavrum… Kalbimden değil,” dedi.
Baba sessizce yanlarına geldi. Küçük kızın başını okşadı. Belki de o gün ilk kez anladı; bir evde en ağır söz bağırarak değil, susarak söylenir.
O günden sonra o evde iki şey değişti:
Baba sesini yükseltmemeyi öğrendi.
Anne soğan keserken artık gülümsüyordu.
Çünkü biliyordu…
Bir annenin gözyaşını silmeye çalışan küçücük bir kalp varsa, o ev hâlâ umut doludur.
Kayseri umudun şehri bu öykü Kayseri de yaşanılmışlık bununla yeniden Kayseri Telgrafla merhaba kadim dostlar.
Adanadan kucak dolusu selamlar. Ana gibi yar, Baba gibi diyar Kadim Şehir Kayseri Eyvallah.
Yorumlar
Kalan Karakter: