Evvela yazıma başlarken 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
Hayat cesurları konuşur. Cesaretleriyle darbeye dur diyen 251 kahraman şehidimizi tazimle yad ediyorum.
Türkiye’nin belki de son 50 yılı boyunca hazırlanmış, dantel gibi örülmüş bir terör örgütü canlarımıza kıydı, canlarımızın hakkını gasp etti. 15 Temmuz’da sadece şehitleri anmak yetmeyecektir. Zira yıllar boyunca hukuksuz bir şekilde liyakatli insanlar da sistemin dışına itilmiştir.
Hayatının en ufak bir anında dahi bu örgüte bırakın yardım etmeyi sempati dahi duymamış biri olarak rahatlıkla söylüyorum; tüm bu yaşananlarda her kimin payı varsa Cenab-ı Allah yanına bırakmasın.
Sadece anma törenleri yapmayla değil aynı zamanda neden bu noktaya gelindiğini de iyi irdelemek gerekmektedir.
İhaneti din belleyerek devletin kurumlarına sızan kalleşler ve bağlılıklarını devlete değil ABD’deki sözde hocalarına sergileyen hainler dışında FETÖ’yü FETÖ yapan iki grup daha vardır.
Bunlardan ilki din söz konusu olunca aklını frenleyen kesimdir. En masum suçları sınav sorularının çalınması olduğu halde bile sırf din uğruna FETÖ’ye destek olanlar da masumiyetten bahsetmemelidir. Şapkasını önüne koyup, binlerce pırıl pırıl insanın hakkı sınavlarda ve kuralarda gasp edilirken gözlerini kapamamaları gerektiğini itiraf etmelidir.
Her şeyi bir kenara bırakalım; yüce İslam’ı insanlara anlattığını inanan bir kişinin ABD topraklarında olması da mı ikna edemedi sizi? Hiç mi Müslüman toprağı yoktu oturacak?
Diğer grup ise dini ya da milli hassasiyetleri olmayan, sırf menfaat dünyasında bir adım öne çıkabilmek için, işinde ve çevresinde etkin olabilmek için FETÖ’nün aparatı olmuş kiralık bedenlerdir. Bunlar içinse dün FETÖ vardır, bugün başka bir kuklacı vardır.
Gelelim FETÖ ve artıkları ile mücadeleye…
Maalesef ki geçen 10 yılda bu cerahat temizlenmemiştir. Bugün malum FETÖ’cüler bile bu gerçeği pişkince söylüyor.
FETÖ ile mücadelenin ucu kime dokunuyorsa dokunsun sonuna kadar kararlılıkla yapılması gerektiğini savunuyoruz. Hem de gerçekleşmeyeceğini bile bile...
Son olarak 15 Temmuz’u iyi anlatması gerekenlere bir bakın. Mesela ‘Kurtuluş Savaşı’ ifadesini kitaplardan çıkarmak isteyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in fecaatlerine… Milli Eğitim hariç her polemiğin içinde olmak yerine 15 Temmuz gibi tarihleri Türk çocuklarına daha iyi anlatmayı denemiyor.
O uzun gecede Türk Milleti’nin göğsüne bir kahramanlık madalyası daha işlenmiştir. Bu madalyayı kazanma sebebini unutmadan, şimdi ve gelecekte anlatmak hepimizin boynunun borcudur. Bir an bile unutmadan yaşamak ise devletimize ve vatanamıza karşı namus borcudur.
Yorumlar
Kalan Karakter: