Siyaset bazen uzun bir yolculuğa benzer. O yolculukta kimi zaman fırtınalar kopar, kimi zaman da sessizlik en büyük gürültüye dönüşür. Cumhuriyet Halk Partisi'nin son dönemde yaşadığı süreç de tam olarak böyle bir tabloyu andırıyor. Bir zamanlar meydanlarda "Ben Kemal, geliyorum" diyerek milyonların umudunu taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşmiş durumda.
Parti içerisinde yaşanan gelişmeler, mahkeme kararları, kurultay tartışmaları ve liderlik mücadeleleri CHP'nin yalnızca yönetim kademelerini değil, tabanını da derinden etkiliyor. Türkiye'nin dört bir yanında CHP örgütlerinde hareketli günler yaşanıyor. İl başkanlıklarında, ilçe teşkilatlarında, kahvehanelerde, parti binalarında aynı soru soruluyor: "CHP'nin rotası ne olacak?" Kimi partililer yaşanan süreci "adaletin tecellisi" olarak değerlendirirken, kimi partililer ise parti içi demokrasinin yara aldığını düşünüyor. Farklı sesler yükseliyor. Ancak ortak olan tek duygu var; belirsizlik.
Bugün CHP'nin karşı karşıya olduğu en büyük sorun yalnızca genel başkanlık tartışması değil. Asıl mesele, seçmenin geleceğe dair güven duygusunun zedelenmesidir. Çünkü seçmen, kavga değil çözüm görmek istiyor. Tartışma değil umut duymak istiyor.
Adana da bu siyasi depremin etkilerini hisseden şehirlerden biri. Cumhuriyet Halk Partisi'nin güçlü olduğu kentlerden biri olan Adana'da partililer gelişmeleri yakından takip ediyor. Çukurova'nın sıcağı altında yapılan siyasi sohbetlerde aynı kaygı dile getiriliyor. Belediye başarılarının gölgelenmesinden endişe edenler de var, örgütün birlik içerisinde hareket etmesini isteyenler de. Parti tabanında genel kanaat, yerel düzeyde yaşanan sorunların aşılabileceği yönünde. Ancak Ankara'dan gelecek haberler herkesin dikkatini çekiyor. Çünkü CHP'nin geleceğini belirleyecek olan şey yalnızca yerel dengeler değil, genel merkezde ortaya çıkacak yeni siyasi iklim olacak. Siyaset tarihinde birçok parti iç mücadele yaşadı. Kimi güçlenerek çıktı, kimi ise uzun yıllar toparlanamadı. CHP bugün böyle bir kavşakta bulunuyor. Bir tarafta değişim isteyenler, Diğer tarafta tecrübenin yeniden söz sahibi olması gerektiğini savunanlar. Ve ortada bekleyen milyonlarca seçmen...
Türkiye'nin en köklü siyasi hareketlerinden biri olan CHP'nin önünde zor bir sınav bulunuyor. Bu sınav yalnızca liderlerin değil, örgütlerin, belediyelerin ve seçmenlerin de sınavı olacak. Belki de bugün CHP seçmeninin en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bir kavga değil, yeni bir umut hikâyesidir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. Fırtınalar elbet diner. Ancak önemli olan, fırtına sonrasında geminin hangi limana yanaşacağıdır. Şimdi gözler Ankara'da Kulaklar parti koridorlarından gelecek haberde. Ve milyonlarca CHP seçmeni aynı sorunun cevabını bekliyor: " Bu fırtına CHP'yi daha güçlü mü çıkaracak, yoksa yeni kırılmaların başlangıcı mı olacak..? "
Yorumlar
Kalan Karakter: